Merhaba , bu ilk ziyaretinizse? Kayıt olmak için tıklayın.
Üye paneli
Kullanıcı Adı

Şifreniz




Breaking Dawn - Şafak Vakti - FuLL Geniş Özet Oku

Kitap Oku - İndir kategorisinde açılmış olan Breaking Dawn - Şafak Vakti - FuLL Geniş Özet Oku konusu , Breaking Dawn-Şafak Vakti Türkçe Çeviri Bölüm 38 (Sonu) Ani bir rahatlık ve ferahlama bütün bedenimi kaplamıştı. Kalkanı bulunduğu yerde tutmaya devam ettim. Alec'in sisi hala zayıflık arıyor ve ben herhangi ...



  1. #37
    By.Kutlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Çevrim Dışı Patron
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Bulunduğu yer
    İzmir
    Mesajlar
    8.103
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Cevap: Breaking Dawn - Şafak Vakti - FuLL Geniş Özet Oku




    Breaking Dawn-Şafak Vakti Türkçe Çeviri Bölüm 38 (Sonu)


    Ani bir rahatlık ve ferahlama bütün bedenimi kaplamıştı. Kalkanı bulunduğu yerde tutmaya devam ettim.
    Alec'in sisi hala zayıflık arıyor ve ben herhangi bir delik dahi brakırsam Jane de bunu mutlaka görecekti.
    Ve daha sonra ben onların bize doğru koştuklarını duydum, uçarcasına, aradaki mesafeyi yapabildikleri kadar kısa süre üçerisinde asla yavaşlamadan kapatmaya çalışıyorlardı.
    Her iki taraf da haraketsiz bir biçimde bekliyordu. Volturi şahitlerinin yüzünü yeni bir somurtkanlık kaplamıştı.
    Sonra Alice güneybatı dan dans edercesine geldi, bende onu yeniden görmenin mutluluğu ile ayaklarımın yerden kesildğini hissetmiştim. Jasper ondan bir kaç metre uzakta idi, keskin gözleri vahşice bakıyordu.

    Yanlarınla 3 farklı kişi daha vardı; birincisi uzun boylu biriydi, siyah saçlı kaslı bir kadın açıkça Amozon savaşçısı Kachiri idi, diğer amazonlar gibi aynı uzun dudakları vardı.
    Yan tarafında küçük zeytin rengi tonlu uzun örgülü saçlarıyla başka bir vampir vardı. Derin begonya rengi gözleri, kendisi henüz varmadan sinirlice etrafı gözden geçirdi
    Ve en sonunca genç bir adam. Çok hızlı gibi değil ama koşusunda bir akışkanlık varmış gibiydi.

    Derisi imkansız bir biçide zengin, koyu kahverengi idi. Gözleri temkinlice bu topluluğu kolaçan ediyordu, gözlerinin rengi sıcak bir kahve idi. Saçları siyah ve örgülüydü, kadın gibi ama çok uzun değidi. Çok güzeldi.

    Yakınımıza geldiğinde, yeni bir ses hepimizin yüzünde aynı şok ifadesinin belirmesine neden olmuştu, yeni bir kalo atışı sesi, hızlı koşmaktan ötürü hızlanmış.
    Alice kalkanımın durdurduğu sisin üzerinden dikkatlice zıpladı ve Edward'ın yakına doğru geldi. Koluna dokunmak için ona yaklaştım, Edward,Esme Ve carlisle de geldi. Başka bir hoşgelsin için şu anda vakit yoktu. Jasper ve diğerleri kalkan boyunca onu takip ettiler.
    Bütün gardiyanlar gözlerinde akıl karışıklığı için bu sonradan gelenlerin herhangi bir zorluk olmadan kalkanın içerisinden geçişlerini izlediler. Güçlü olanlar, Felix ve diğerleri umut dolu gözlerle bana odaklandılar. Kalkanımın daha önce neye karşı koyabileceğinden emin değillerdi ama şimdi fiziksel bir saldırıyı durduramaycağını biliyorlardı. Aro emir verir vermez, yıldırım gibi birbirlerini takip ederek sadece bana doğru saldıracaklardı. Zafrina nın kaç tanesini kör edebileceğini yada kaç tanesini zayıflatabileceğini merak etmiştim. Kate ve Vladimir in Jane ve Alec'i yok etmek için yeterince zamanları olacakmıydı? Bütün sormam gereken buydu.
    Edward doğrudan yaptığı zekice davranışın ortamı soğutmasına rağmen, düşüncelerine öfkeli bir sertlikle cevap vermişti. Kendini kontrol etti ve Aro ile yeniden konuştu.
    "Alice bu son bir kaç haftadır kendi şahitlerini arıyordu" eski zamanlardan kalmalara bakarak söyledi
    Ve eli boş olarak da gelmek istemedi. Alice neden bizi şahitlerinle tanıştırmıyorsun?"
    Caius bağırdı." Şahitlerin zamanı geçti. Artık oyunu ver, Aro!"
    Aro parmağı ile kardeşine sus işareti yaptı, Alice'nin yüzüne bakmaya başladıç
    Alice yabancıları tanıştırmak için ileriye doğru bir adım attı." Bu Huilen ve onun yeğeni, Nahuel."
    Onun sesini duyduğumda sanki hiç gitmemiş gibi hissediyordum.
    Alice bu yeni gelenlerin arasındak ilişkiyi açıkladığında Caius'un gözleri kısıldı.
    Volturi şahitleri de kendi aralarında mırıldandılar. Vampir dünyası değişiyor ve bunu herkes hissedecek.
    "Konuş, Huilen" Aro komut vermişti "Bize hangi konuda şahitlik yapmak için geldiğinizi söyleyin"
    Zayıf kadın Alice'e sinirlice baktı. Alice cesaret verici bir biçimde onayladı ve Kachiri uzun saçını küçük vampirin omzuna koydu.
    "Ben Huilen" temiz ama farklı bir ingiliz aksanı ile konuştu. Bitirdiğinde kendisini şu anda anlatmak üzere olduğu hikayeye hazırladığı ifadesinden anlaşılıyordu. Çok bilinen bir çocuk hikayesi anlatıyormuşçasına konuşmaya devam etti. "150 yıl önce, ben kendi insanlarımla birlikte yaşıyordum, Mapuche ler. Kız kadrşim Pire idi. Ailemiz onun adını dağlara kar düştükten sonra doğduğundan ve onun parlayan cildinden ötürü koymuştu. Çok güzel di gerçekten çok fazla güzel. Bir gün bana ağaçaların arasında bir meleğin onu bulduğu ve her gece ziyaretine geldiğini açıklayan bir sırla gelmişti. Onu uyarmıştım. "Huilen kafasını kederli bir şekilde salladı."Derisindeki çürükler onu yeterince uyarmıyordu. Bizim efsanelerimizden bildiğim kadarı ile bu Libishomen di, ama beni dinlemiyordu bile büyülenmişti.
    "Bana onun kara meleğinin bebeğinin içinde büyüdüğünü hissettiğinde söylemişti. Onun kaçma konusundaki cesaretini kırmaya çalışmadım, annem ve babamın çocuğun mutlaka yok edilmesini isyeceklerini biliyordum.
    Pire bunula kalmıştı. Onunla beraber ormanın en derin yerlerine gitmiştik. Meleğini çok aradı, ama hiçbirşey bulamadı. Onun için çok endişenmiştim. Gücünü kaybettiğinde onun için avlanmaya başladım.
    Hayvanları çiğ olarak yiyordu, kanlarını içiyordu. Karnında ne taşıdığına dair daha fazla onaylamaya ihtiyacım yoktu. Canavarı öldürmeden önce onun hayatını kurtarabilmeyi umuyordum.

    "Ama o içindeki çocuğu seviyordu. Ona Nahuel diyordu, orman kedisindan sonra, bevek içinde büyüdüğünde ve güçlendiğinde kemiklerini kırmaya başlamıştı ama o hala bebeğini seviyordu.

    "Onu kurtaramadım. Çocuk tamamen doğduğunda, o çok çabuk ölmüştü, ölümü yaklaştığında benden onun Nahuel' ine iyi bakmamı istemişti. Bu ölürken ki arzusu idi ve bende ona söz verdim.
    "Ben bebeği kardeşimin vucüdundan ayırmaya çalışırken beni ısırdı. Ormana ölümümü beklemek üzere gittim.
    Acıdan ötürü çok fazla uzağa gidememiştim. Fakat sonra beni buldu, bu yenidoğan bebek beni çalılıklarının oraya götürmek için çabaladı ve benim için orada bekledi. Sonra acı sona erdi, baktığımda yanımda kıvrılmştı ve uyuyordu.
    Kendi başına avlanabilene kadar onunla ilgilendim. Ormanın etrafındaki köylerde avlanmıştık, kendi kendimize kaldık hep. Evimizden asla çok uzağa gitmemiştik ama Nahuel bu çocuğu görmek istediğinden buraya geldik.
    Huilen konuşmasını bitirdiğinde kafasını hızlıca çevirerek kendisini kısmen saklayarak Kachirinin arkasına geçti.
    Aro'nun dudakları büzüldü. Koyu renkli genç adama doğru bakmaya başladı.
    "Nahuel, sen 150 yaşındasın değilmi??" diye sordu.
    "En fazla 10 sene farkla" temiz güzel ama sıcak bir sesle cevap verdi. Aksanı hemen hemen görülebilirdi.
    " Çok fazla kaydetmiyoruz"
    "Ve bu yaşa olgunlukla geldin"
    "Doğumumdan yedi sene sonra, az yada çok, tamamen büyümüştüm."
    "Ondan sonra değişmedin değilmi?
    Nahuel omuz silkti "Belirtmeye çalıştığım bu değildi"
    Jacop'un bedeninde hafif bir titreme hissettim. Henüz bunu düşünmek istemiyordum. Tehlikenin geçmesini ve konsantre olabilmeyi bekledim.
    "Ne yiyorsun? Aro kendisi ile ilgilenioyr olmasına rağmen hızlıca sordu.
    "Çoğunlukla kan, bazı insan yemekleri aynı zamanda. İkisinden birini yersem hayatta kalabilirim."
    "Ölümsüz yaratabiliyorsun" Aro Huilen'i işaret ederek konuştu, sesi birden bire şiddetlenmişti.
    "Evet, ama diğerleri yapamıyorlar."
    Bütün grubu şok edici fısıltılar kaplamıştı.
    Aro'nun kaşları kalkmıltı. "Diğerleri?"
    "Kız kardeşlerim" Nahuel tekrar omuz silkti.
    Aro yüzünün ifadesini düzeltmeden önce vahşi bir ifadeyle bir süre kaldı.
    "Aslında bize hikayenin geri kalanınıda senin anlatmanı istememiz gerekiyor galiba.
    Nahuel kaşlarını çattı.
    "Babam annemin ölümünden bir kaç sene sonra beni görmeye gelmişti" Elleri bozulmuş yüzünün üzerinde idi."Beni bulduğuna çok memnun olmuştu" Nahuel'in sesi kendisinin de babası ile aynı hisleri paylaşmadığını gösteriyordu."İki kızı vardı, ama oğlu yoktu. Benden ona katılmamı istedi, kızkardeşlerimin yaptığı gibi."

    "Yalnız olmadığımı görünce şaşırmıştı. Kızkardeşlerim zehirli değillerdi, bu cinsiyet yada rastgele bir şey olabilir, kim bilebilir ki? Huilen ile zaten benim kendime ait bir ailem vardı, bu yüzden ilgilenmedim, değişik yapmak ile ilgili kelimelerini tekrarladı. Bazı zamanlar onu görüyorm. Yeni bir kızkardeşim daha var, olgunluğa on sene önce erişti.
    "Babanın adı nedir?" Caius gıcırdayan dişlerle sormuştu.
    "Joham" Nahuel cevap verdi. "Kendisini bilim adamı olarak görüyor. Yeni bir süper yaşam yarattığını düşünüyor" sesindeki nefreti gizleme gereği duymadan söylemişti.
    Caius bana baktı."kızın, o zehirlimi?" sert bir şekilde sormuştu.
    "Hayır" cevap verdim. Nahuel'in kafası Aro'nun sorusu karşısında karıştı, ve onun kahverengi gözleri benim yüzüme çevrildi.
    Aro'nun onaylaması için Caius ona baktı, ama Aro kendi düşünceleri ile boğuşmakla meşguldü.
    Dudaklarını bümüş ve Carlisle Edward ve bana bakıyordu.
    Caius homurdandı. "Buradaki hatalı durumun çaresine baktıktan sonra,güneye gider ve onu takip ederiz." Aro'yu teşvik etmeye çalışarak.
    Aro uzun bir saniye boyunca gözlerime baktı. Ne aradığına dair hiçbir fikrim yoktu, yada ne bulduğuna, ama bu uzun bakştan sonra, yüzündeki bir şey değişti, dudakları solgunlaştı ve dudakları büzüldü, Aro'nun kararını artık verdiğini biliyordum.
    "Kardeşim" yumuşakca Caius'a söyledi."Burada artık tehlike olmadığını görüyorum. Bu alışılagelmedik bir gelişim, ama herhangi bir tehdit görüyorum. Bu yarı vampir-yarı insan çocuk daha fazla bizim gibi"
    "Oyun bumu?" Caius sordu

    "Evet bu"
    Caius somurttu." Ve bu Joham? Bu deneyler yapmay bayılan ölümsüz?
    "Aslında onunla mutlaka konuşmalıyız" diye Aro katıldı
    "Eğer yapabiliyorsanız Joham'ı durdurun. Ama kızkardeşlerimi bırakın. Onlar masum." "
    "Aro onayladı,görüntüsü ciddileşmişti. Sonra sıcak bir gülümseme ile gardiyanlarına doğru döndü.
    "Canlarım," dedi "Bu gün savaşmayacağız"
    Gardiyanlar hazır pozisyonlarını bozmadan kafalarını kaldırarak onayladılar. Sis yavaşça kaybolmaya başladı ama ben kalkanımı hala yerinde tutuyordum. Bu belki de başka bir hile idi.
    Aro bizim tarafa doğru döndüğünde ifadelerini analiz ettim. Yüzü şefkatli görünüyordu, daha önce sevimsiz görünüyordu ama, yüzünde farklı bir şaşkınlık olduğunu hissedebiliyordum. Artık planları bitmişti. Caius'un kızgın olduğu görülebiliyordu, ama öfkesini artık içine atıyordu. Tekrar boynunu eğmişti, Marcus baktı, sıkılmıştı, bunu anlatmak için başka herhangi bir kelime de bulunamazdı. Gardiyanlar duygusuz ve yine disipline edilmişti; arlarında asla biriysellik yoktu, sadece birlik vardı.
    Formasyon içerisindeydiler, haraket etmeye hazırlardı. Volturi şahitleri hala temkinliydi, tek tek ağaçların arasına doğru gidiyorlardı. Sayıları yavaş yavaş azalıyordu, bir süre sonra tamamı gitmişlerdi.
    Aro neredeyse özür dileyen bir ifade ile bize doğru tuttu. Arkasında, korumaların büyük bir bölümü ve Caius,Marcus ve sessiz gizemli eşler geriye dönmüş ilerliyordu.Sadece 3 kişi Aro'nun şahsi korumaları onunla birlikte idi.
    "Şiddet olmadan bu olayın çözülmesine çok memnun oldum" diye çok sevimli bir şekilde söyledi."Arkadaşım Carlisle, ne kadar güzel ki sana hala arkadaşım diyebiliyorum! Umarım burada çok fazla zor anlar yaşanmamıştır. Ben bizim üzerimizde olan ve omuzlarımızda taşıdığımız bu katı sorumluluğu anladığını biliyorum."
    "Barış içerisinde git Aro" Carlisle dimdik bir şekilde söyledi."Lütfen burayı korumak üzere her zaman hazır olacağımızı unutma, korumalarının da bu bölegede avlanmalarına izin verme"
    ""Tabiki,Carlisle" Aro ona garanti verdi. "Senin hoşnutsuzluğunu kazandığımdan ötürü üzgünüm,sevgili arkadaşım. Belki zamanı geldiğinde beni affedersin" "Belki, zamanı geldiğinde, eğer yeniden arkadaş olduğumuzu bana ispat edersen." Aro kafasını vicdan azabı ile eğdi, tamamen dönmeden önce arkasına doğru baktı. Bizde son 4 Volturi'nin de oramnda gözden kayboluşunu izledik. Çok sessiz bir ortam olmuştu. Hala kalkanımı kaldırmamıştım.
    "Gerçekten bittimi?" Edward'a fısıldayarak sordum.
    Kocaman gülümsemesi ile "Evet. Vazgeçtiler. Bütün kabadayılıkları, ödlekliklerinin altında yatan erkeklikleriyle beraber çekip gittiler." Gülümsüyordu.
    Alice de ona gülümsedi. "Cidden, arkadaşlar. Geri gelmiyorlar. Herkes artık rahatlayabilir."
    Sessizlik içerisinde başka bir ses daha vardı.
    "Çürük bir şansla" Stefan mırıldandı. Ve sonra durdu.
    Tebrikler başladı. Sağırlaştırıcı ulumalar başladı. Maggie Siobhan'a arkasından vurdu. Rosalie ve Emmett yeniden öpüşmeye başladılar, bir önceki seferden daha uzun ve daha ateşli. Benjamin ve Tia kollarını birbirlerine kenetlediler, Carmen veEleazar gibi. Esme Alice ve Jasper'ı sıkıca kucakladı. Carlisle yeni elen güney Amerikalılara hepimizi kurtardıkları için teşekkür ediyordu. Kachin Zafrina ve Senna'nın yanında ayakta duruyordu, parmak uçlarını kenetlemişlerdi. Garrett Kate'i kucağına alarak etrafda döndürdü. Stefan kara tükürdü. Vladimir ekşi bir ifade ve dişerini sıkarak durdu.
    Dev gibi kurdun üzerine yarım olarak turmanmış kızım şimdi onun arkasında ve artık benim göğsümün üzerinde yapışmış olarak duruyordu. Edward'ın kolları da aynı saniye içersinde bizim etrafımıza dolanmıştı.
    "Nessie, Nessie, Nessie," diye mırıldandım.
    Jacob kocaman kabuğa benzer gülümsemesiyle güldü ve kafamı burnu ile dürttü.
    "Kapa çeneni," diye mırıldandım.
    "Sizinle kalabileceğim değilmi?" diye sordu Nessie .
    "Sonsuza kadar," ona söz verdim.
    Elimizde sonsuzluk vardı. Ve en önemlisi Nessie iyi olacaktı, sağlıklı ve güçlü olacaktı. Yarı insan Nahuel gibi, 150 yıl sonra bile genç görünüyor olacak. Ve biz birlikte olabileceğiz.
    Mutluluk içimde patlamış gibi büyüyordu. Hala hayatta kaldığıma ve yaşadığıma inanamıyordum.
    "Sonsuza kadar" Edward kulağıma fısıldadı.
    Daha fazla konuşamadım, onu öyle bir tutku ile öpmeye başladım ki karşıdaki orman bu ateşimden ötürü yanacaktı.

    Uyarılmamıştım.

    Bir ülkenin geleceği mühendislerinin becerisi ile sınırlıdır..!
    Taklitlerimden ve WebKutlu.Com taklitlerinden sakının

  2. #38
    By.Kutlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Çevrim Dışı Patron
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Bulunduğu yer
    İzmir
    Mesajlar
    8.103
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Cevap: Breaking Dawn - Şafak Vakti - FuLL Geniş Özet Oku



    Breaking Dawn-Şafak Vakti Türkçe Çeviri Bölüm 39 (SONSUZA DEK MUTLU)


    "Sonuç olarak birçok şeyin kombinasyonuydu, ama gerçekten işi bitiren … Bella'ydı," Edward açıklıyordu. Orman uzun pencerelerin ardında kararırken, ailemiz ve bizimle kalan iki misafirimiz Cullen'ların geniş odasında oturuyorduk.
    Vladimir ve Stefan daha biz kutlamayı bitirmeden gözden kaybolmuşlardı. İşlerin gidişatından ötürü tam anlamıyla hayal kırıklığı yaşamışlardı, ama Edward, onların Volturi'nin ödlekliğiyle düş kırıklıklarını yeterince giderecek kadar eğlendiğini söyledi.
    Benjamin ve Tia, Amun ve Kebi'yi takip etmek için acele ettiler, onlara anlaşmazlığın sonucunu anlatmak için hevesliydiler, onları tekrar göreceğimize emindim – Benjamin ve Tia, en azından. Göçebelerin hiçbiri kalmadı. Peter ve Charlotte, Jasper'la kısa bir konuşma yaptılar, ve sonra onlar da gitti.
    Yeniden bir araya gelen Amazon'lar da eve dönmek için bir o kadar hevesliydiler – sevgili yağmur ormanlarından uzakta zor zamanlar geçirmişlerdi – buna rağmen ayrılmak için diğerlerinden daha gönülsüzdüler.
    "Çocuğu beni görmeye getirmelisin," diye ısrar etti Zafrina. "Söz ver bana, genç."
    Nessie elini boynuma bastırdı, yerime konuştu.
    "Tabii ki Zafrina," diyerek kabul ettim.
    "Çok iyi arkadaşlar olacağız, benim Nessie'm," vahşi kadın kız kardeşleriyle ayrılmadan önce fikrini belirtti.
    Toplu ayrılmalar İrlanda meclisi (coven) ile devam etti.
    "İyi iş, Siobhan," birbirlerine veda ederken Carlisle ona iltifat etti.
    "Ah, hüsnükuruntunun gücü," alay ederek cevapladı, gözlerini yuvarladı. Sonra ciddileşti. "Şüphesiz bu bitmedi. Volturi burada olanları affetmeyecek."
    Edward bunu cevaplayabilecek tek kişiydi. "Çok ciddi şekilde etkilendiler, güvenlikleri sarsıldı. Ama, evet, eminim ki bir gün rüzgarın etkisinden kurtulacaklar. Ve sonra… Bizi ayrı ayrı toplayacaklarını sanıyorım."
    "Baskına niyetlendiklerinde Alice bizi uyaracaktır," dedi Siobhan emin bir sesle. "Ve biz tekrar toplanırız. Belki de bizim dünyamızın hep beraber Volturi'den bağımsız olmasının zamanı gelecek."
    "Onun zamanı gelebilir," Carlisle cevapladı. "Ve gelirse, bir arada duracağız."
    "Evet, arkadaşım, duracağız," Siobhan katıldı. "Ve ben bunu arzuladığım zaman, biz nasıl başarısız olabiliriz? Kocaman bir kahkaha kopardı.
    "Kesinlikle," dedi Carlisle. O ve Siobhan sarıldılar, sonra Liam'ın elini sıktı. "Alistair'i bulmaya çalış ve ona neler olduğunu anlat. Onu gelecek on yıl boyunca bir hayanın arkasına saklanmış olarak düşünmekten nefret ediyorum."
    Siobhan tekrar güldü. Maggie Nessie'yi ve beni, ikimizi birden kucakladı. Ve sonra İrlanda meclisi (coven) gitti.
    Denali'liler son ayrılanlardı, Garrett onlarla beraberdi, bu günden itibaren öyle olacaktı, bundan tamamen emindim. Kutlama havası Tanya ve Kate için çok fazlaydı. Kaybettikleri kardeşlerinin yas tutmak için zamana ihtiyaçları vardı.
    Bu son ikisinin Amazon'larla geri gitmiş olmasını umduğum halde, Huilen ve Nahuel kaldılar. Carlisle Huilen ile büyüleyici, derin bir sohbetteydi; Nahuel ona yakın oturuyordu; Edward geri kalanlarımıza anlaşmazlığın sadece kendi bildiği kısmını anlatırken dinliyordu.
    "Alice Aro'ya ihtiyaç duyduğu, savaştan vazgeçme sebebini verdi. Bella'dan bu kadar korkmuş olmasaydı, muhtemelen orijinal planlarına sadık kalacaktı."
    "Korkmuş?" kuşkuyla sordum "Benden?"
    Tam olarak kavrayamadığım bir bakışla bana baktı – müşfikti ama aynı zamanda korkunç ve daha çok kızgındı. "Ne zaman kendini açıkça göreceksin?" dedi yumuşak bir sesle.sonra daha yüksek sesle konuştu, bana olduğu kadar diğerlerine de. "Volturi yirmi beş yüzyıldır adil bir savaş çıkarmamıştı. Ve onlar asla, asla dezavantajları varken asla bir savaşa girmediler. Özellikle de Jane ve Alec'i edindikten sonra sadece rakipsiz oldukları katliamlarda bulundular."
    "Onlara nasıl gözüktüğümüzü görmeliydiniz! Genellikle Alec kurbanlarının tüm his ve duygularını yok eder, bir danışmanın maskarası olular. Bu şekilde kimse hüküm verildiğinde kaçamaz. Ama biz orda durduk, hazır, bekler halde, onlardan sayıca üstündük, onların hediyeleri Bella tarafından kullanışsız hale gelmişken bizim kendimize özel hediyelerimiz vardı. Aro biliyordu ki Zafrina bizim tarafımızdayken, savaş başladığında kör olanlar onlar olacaktı. Eminim ki sayımız oldukça ciddi bir şekilde azalacaktı, ama onlar da emindi, onlarınki de azalacaktı. Kaybetmeleri gibi iyi bir ihtimal bile vardı. Daha önce böyle bir ihtimalle asla karşı karşıya kalmamışlardı. Bugün de kalmadılar."
    "At boyutlarında kurtlarla kuşatılmışken, rahat hissetmek zor," emmet güldü, Jacop'um kolunu dürtüyordu.
    Jacop ona sırıttı.
    "Onları ilk anda durduran kurtlardı," dedim.
    "Elbette öyleydi," Jacop bana katıldı.
    "Kesinlikle," Edward katıldı. "Onların asla görmediği başka bir görüntüydü. Gerçek 'Ayın Çocukları' asla sürüler halinde dolaşmazlar. Grup halindeki kocaman on altı kurtadam hazır olmadıkları bir sürprizdi. Gerçekte Caius kurtadamlardan korkar. Bin yıl kadar önce bir tanesiyle bir savaşı neredeyse kaybediyordu, bunun üstesinden asla gelemedi."
    "Yani gerçek kurtadamlar var?" diye sordum. "Bütün o dolunay ve gümüş mermilerle ilgili şeyler?"
    Jacop homurdandı."Gerçek! bu beni hayal ürünü yapmıyor mu?"
    "Ne demek istediğimi biliyorsun."
    "Dolunay, evet," dedi Edward. "Gümüş mermiler, hayır – bu sadece insanları kazanma ihtimalleri varmış gibi hissettrmek için ortaya atılan efsanelerden. Onlardan çok fazla kalmadı. Caius onları neredeyse nesilleri tükenene kadar avladı."
    "Ve sen bundan asla bahsetmedin çünkü…?"
    "Konusu hiç geçmedi."
    Gözlerimi yuvarladım ve Alice güldü, bana doğru eğildi – Edward'ın diğer kolunun altına kıvrıldı – göz kırptı.
    Ben de ona göz kırptım.
    Onu (Alice) delice seviyordum, tabii ki. Ama şimdi onun gerçekten evde olduğunu fark etme şansım oldu, bize ihanet etme nedeni Edward'ın onun bizi terk ettiğine inanmak zorunda olmasındandı, onun hakkında oldukça rahatsız hissetmeye başlıyordum. Alice'in bir açıklaması vardı.
    Alice içini çekti. "Şunu içinden at Bella."
    "Bunu bana nasıl yapabildin, Alice?"
    "Gerekliydi."
    "Gerekli!" diye patladım. "Beni hepimizin öleceğine dair tamamen ikna ettin. Haftalarca bir enkaz gibi dolaştım."
    "Bu şekilde yapmam gerekiyordu," dedi sakince. "Ne olursa olsun Nessie'yi kurtarmaya hazırlanmış olmalıydın."
    İçgüdüsel olarak Nessie'yi kollarımda daha da sıkıca kavradım – şimdi dizleirimde uyuyordu.
    "Ama biliyordum ki başka yollar da vardı." Onu suçladım. "Biliyordun umut vardı. Bana her şeyi anlatabileceğini düşünmedin mi hiç? Biliyorum Edward Aro'nun yeteneği yüzünden çıkmazda olduğumuzu düşünmek zorundaydı, ama bana anlatabilirdin."
    Bana bir süre şüpheyle baktı. "Ben öyle düşünmüyorum," dedi. "Sen, oyunculukta o kadar da iyi değilsin."
    "Bu benim oyunculuk yeteneğimle mi ilgiliydi?"
    "Ah lütfen biraz alttan al, Bella. Bunları yapmanın ne kadar zor olduğu hakkında bir fikrin var mı?Nahuel diye birinin var olduğundan bile emin değildim. Tek bildiğim göremediğim bir şeyleri aramam gerektiğiydi. Göremiyordum. Kör bir nokta aradığımı düşün, yaptığım en kolay şey diyemem. Üstüne üstlük anahtar tanıkları geri göndermemiz gerekiyordu, sanki yeterince acelemiz yokmuş gibi. Sonra gözlerimi bana yeni bir emir verecek olursan diye sürekli açık tutmam gerekiyordu. Bir noktada bana Rio'da tam olarak ne olduğunu söylemen gerekecek. Bütün bunları geçtim, bir de Volturi'nin bütün hilelerini önceden görmeye çalışmam gerekiyordu, elimdeki azıcık ipucunu sana verecektim ki sen de onların stratejisine hazır olasın. Ve tüm bu olasılıkları takip etmek için sadece bir saatim vardı. Her şeyden öte, hepinizi sizi terk ettiğime inandırmam gerekiyordu ki Aro da bir sürprizin daha olmadığına emin olacaktı. Kendimi pislik gibi hissetmediğimi düşünüyorsan…
    "Tamam tamam" diye araya girdim. "Üzgünüm. Tüm bunların senin için zor olduğunu biliyorum. Sadece …şeyy. . seni deli gibi özledim, Alice. Bunu bana bir daha yapma. "
    Alice'in heyecan verici kahkası odada çınladı, hepimiz bu müziği bir kez daha duyabildiğimiz için gülümsedik.
    "Ben de seni özledim Bella. Yani beni affet ve küften günün süper kahramanı olmakla yetin"
    Şimdi benim dışımda herkes gülüyordu, ben de utancımdan başımı Nessie'nin saçlarına gömdüm.
    Edward , bugün çayırlıkta olup biten bütün amaç ve kontrol değişimlerini tekrar analiz etti ve Volturi'nin kuyruğunu kıstırıp kaçmasına benim kalkanımın neden olduğunu açıkladı. Herkesin bana öyle bakması beni tedirgin etti. Edward'ın bakması bile. Sanki sabahtan beri boyum 30 metre uzamış gibi. Bana bakan etkilenmiş yüzleri görmezden gelmeye çalıştım, bakışlarımı daha çok şu anda uyuyan Nessie'nin yüzüne ve Jacob'ın değişmeyen ifadesine odakladım. Onun her zaman sadece Bella olarak kalabilirdim. Bu rahatlatıcı bir şeydi.
    Görmezden gelmesi en zor olan bakışlar aynı zamanda en kafa karıştıcı olandı.
    Bu yarı vampir yarı insan Nahule benim hakkımda bir şekilde düşünmeye alışkın değildi. Bütün bildiği bu olduğu için her gün çayırlıkta vampirlere saldırmam, onları bozguna uğratmam sıra dışı bir şey gibi gelmiyordu. Ama çocuk gözlerini benden hiç ayırmadı. Ya da belki de Nessie'ye bakıyordu ki bu da beni tedirgin ediyordu.
    Yarı yarıya kız kardeşi olan o kız dışında kendi türünün tek dişisi olduğunu gözden kaçırması olanaksızdı.
    Jacob'ın bu durumu henüz anlamadığını düşünüyorum. Ve bunun pek yakında olmamasını umut ediyordum. Bana uzun zaman yetecek kadar kavga görmüştüm.
    Sonunda insanların Edward'a soracakları sorular tükendi ve tartışma birkaç küçük diyaloga dönüştü.
    Tuhaf bir şekilde yorgun hissediyordum. Tabi uykum gelmemişti ama sanki gün yeterince uzamış gibi geliyordu. Biraz huzur istiyordum, ve biraz normale dönmek. Nessie'nin kendi yatağında yatmasını istiyordum. Küçük evimin duvarları arasında olmak istiyordum.
    Bir an için Edward'a baktım ve sanki zihnini okuyabiliyormuş gibi hissettim. Onun da benimle aynı şeyleri hissettiğini görebiliyordum. Biraz huzur için hazırdı.
    "Nessie'yi götürsek mi?"
    "Bu iyi bir fikir " diye katıldı hemen. "Eminim dün gece bütün o horlamaların arasında pek derin uyuyamadığına eminim"
    Jacob'a bakıp sırıttı.
    Jacob gözlerini devirdi sonra da esnedi. "Yatakta uyumayalı epey oluyor. Eminim babam ben tekrar çatısının altına girince pek keyiflenecektir. "
    Yanağına dokundum. "Sağ ol Jacob"
    "Ne zaman istersen Bella. Ama bunu zaten biliyorsun. "
    Ayağa kaldı, gerindi, Nessie'nin başına bir öpücük kondurdu, sonra da benimkine. Son olarak Edward'ın omzuna da bir yumruk attı.
    "Yarın görüşürüz ahali. Şimdi artık her şey sıkıcı olacak değil mi"
    "Bunu o kadar çok istiyorum ki" dedi Edward
    O gittiğinde biz de kalktık, Nessie'yi sarsmamak için yavaşça hareket ettim. Onun derin bir uyku çekecek olmasından çok memnundum. Küçücük omuzlarında çok fazla yük vardı. Tekrar çocuk olmasının zamanı gelmişti-Korunan ve güvende olan. Bir kaç yıl daha sürecek bir çocukluk.
    Huzur ve güvenlik fikri bana şu anda bunlara sahip olmayan birini hatırlattı.
    "Ah, Jasper?" diye sordum kapıya yönelirken.
    Alice ve Esme, Jasper'ı sandviç yapar gibi sarmışlardı. Bir şekilde ailede her zaman olduğundan daha fazla merkeze yerleşmiş gibiydi.
    "Efendim Bella?"
    "Merak ettim. Acaba neden J. Jenks sırf senin adını duyar duymaz korkudan kaskatı kesildi?"
    Jasper gülmeye başladı. "Tecrübelerime göre bazı iş ilişkilerinde korku insanları, paradan daha fazla motive ediyor"
    Kaşlarımı çattım, bundan böyle bu iş ilişkilerine başlayacağıma dair kendime söz verdim ve J'ye zaten yolda olan kalp krizi yaşatmaya"
    Öpüştük, sarıldık ve ailemize iyi geceler diledik. Yine tek sorun Nahuel'di, kararlı bir şekilde arkamızdan bakıyordu ve bizi takip edebilmeyi umuyordu.
    Nehri geçtiğimizde, el ele tutuşarak insan hızından birazcık daha hızlı acele etmeden yürüdük. Sürekli bir şeyleri yetiştirmekten bıkmıştım artık ağırdan almak istiyordum. Edward da aynı şekilde hissediyor olmalıydı.
    "Jacob'dan çok etkilendiğimi söylemeliyim" dedi Edward.
    "Kurtlar fena etki bırakmıyorlar değil mi ama?"
    "Kastettiğim bu değildi. Bugün bir kere bile Nessie'nin 6, 5 yıl sonra tamamen gelişimini tamamlayacağını aklından geçirmemiş Nahuel'e bakılırsa. "
    Bunun üzerine bir süre düşündüm. "O, Nessie'ye bu gözle bakmıyor. Onun büyümesi için acelesi yok. Sadece mutlu olmasını istiyor"
    "Biliyorum dediğim gibi çok etkilendim. Bunu söylemek belki meyvemize haksızlık olacak ama sanırım o bu kadar iyi olamayacak. "
    Kaşlarımı çattım. "Bir 6-6, 5 yıl daha bunu düşünmeye niyetim yok"
    Edward güldü ve sonra iç geçirdi. "Tabi, görünen o ki zamanı geldiğinde rekabet de olacak"
    Kaşlarımı iyice çattım. "fark ettim. Bugün için Nahuel'e minnettarım ama gözünü dikip bakması biraz tuhafıma gitti. Onun akrabası olmayan tek yarı vampir olması umrumda değil. "
    "Ah, o Nessie'ye bakmıyordu sana bakıyordu. "
    Zaten bana da öyle gelmişti ama bir anlam verememiştim.
    "Bunu neden yapsın ki"
    "Çünkü hayattasın" dedi sessizce
    "Seni anlayamıyorum"
    "Bütün hayatı boyunca" diye açıkladı. "Ki benden 50 yaş daha büyük"
    "İyice yaşlı desene" diye araya girdim.
    Beni duymazdan geldi.
    "Hep kötü bir yaratık olduğunu düşündü, doğada var olan bir katil. Kız kardeşleri annelerini öldürdüler ve bunu umursamadılar bile. Joham onları yetiştirirken kendilerinin tanrı insanların da hayvan olduğuna inandırmış. Ama Nahuel'i Huilen yetiştirmiş ve Huilen kız kardeşini diğer herkesten daha çok seviyormuş. Bütün bakış açısını bu şekillendirmiş. Ve bazı yönlerden kendisinden gerçekten nefret etmiş. "
    "Bu çok acı" diye mırıldandım.
    'Ve ardından üçümüzü gördü-ve bu ilk kez gerçekleşiyordu-yarı ölümsüz olması,onun doğuştan kötü olduğu anlamına gelmez.O bana baktı ve ...babasının nasıl olması gerektiğini gördü."

    "Sen her şekilde tamamen idealsin." diye kabullendim.

    Homurdandı ve ardından yine ciddileşti. "Sana bakıyor ve hayatında annesinin olması gerektiğini görüyor."

    "Zavallı Nahuel," diye mırıldandım,ardından iç çektim.Çünkü biliyordum ki,bundan sonra onun hakkında kötü düşünemezdim,bana gözlerini ne kadar rahatsız edici bir biçimde dikmiş olsa da.

    "Onun için üzülme.O artık mutlu.Bugün,sonunda kendini affetmeye başladı."

    Nahuel'in mutluluğuna gülümsedim ve bugünün mutluluğa ait olduğunu düşündüm.Irina'nın beyaz ışıkta karanlık gölgelerce kurban edilmesine rağmen,bu anın mükemmelliği devam ediyordu,sevinç inkar edilemezdi.Ailem yeniden bir araya gelmişti.Kızımın önünde uzanan güzel bir gelecek vardı.Yarın babamı görmeye gitmeliydim;gözlerimdeki korkunun sevinçle yer değiştirdiğini görebilirdi,ve o da mutlu olurdu.Aniden,onu orada yalnız başına görmeyeceğimden emindim.Hiç son bir kaç haftadır olabildiğim kadar dikkatli olamamıştım,ama şu anda en başından beri biliyormuşum gibiydi.Sue Charlie'yle birlikte olabilirdi-kurtadamın annesi vampirin babasıyla- ve böylece Charlie artık yalnız olmayacaktı.Bu yeni kavradığım duruma genişçe gülümsedim.

    Ama bu medcezirle gelen mutluluk dalgasında tüm gerçeklerden daha mühim olan bir şey vardı:Edward'laydım.Sonsuza kadar.

    Bu son birkaç haftadır tekrar etmek istediğim bir şey değildi,ama kabul etmeliydim ki bu sahip olduklarımla hiç olmadığım kadar takdir etmemi sağlamışlardı.

    Gümüş-mavi gecede kulübemiz mükemmel huzurlu bir yerdi.Nessie'yi yavaşça yatağına taşıyıp usulca yerleştirdik.Uykusunda gülümsedi.

    Aro'nu hediyesini boynumdan çıkardım ve onun odasının bir köşesine hafifçe fırlattım.Eğer isterse onunla oynayabilirdi;parlak şeylerden hoşlanıyordu.

    Edward ve ben kollarımızı aramızda sallayarak,yavaşça odamıza doğru yürüdük.

    "Bir kutlamalar gecesi," diye mırıldandı,ve elini çenemin altına koyup dudaklarımı kendisininkilere yaklaştırdı.

    "Bekle," diye duraksayıp,geri çekildim.

    Kafası karışarak bana baktı.Genel olarak,ben geri çekilmezdim.Tamam,bu genel olmaktan daha farklıydı.Bu bir ilkti.

    "Bir şey denemek istiyorum,"diyerek onu bilgilendirdim,onun şaşkın ifadesine hafifçe gülümsedim.

    Ellerimi yüzünün iki yanına yasladım ve konsantrasyon için gözlerimi kapadım.

    Zafrina önceden bunu bana öğretmeyi denediğinde pek iyi değildim,ama kalkanımın şimdi daha iyi olduğunu biliyordum.Bende ayrılmasına karşı savaştığı kısmı anlamıştım,kendini her şeyden korumak için gelişmiş otomatik bir içgüdüydü.

    Hala kendimle beraber yakınımdaki diğerlerini de korumak kadar kolay değildi.Kalkanımın tekrar beni koruyabilmek için esneyip geri geldiğini hissettim.Onu kendimden bütünüyle uzaklaştırabilmek için gerildim;tamamen odaklandım.

    "Bella!" Edward şok olmuş bir halde fısıldadı.

    Artık çalıştığını biliyordum,daha fazla konsantre oldum,kişisel hafızamın bu an için sakladığı hatıraları taradım,onların zihnime hücum etmesine izin verdim,onun için yeterince iyi olduğunu umarak.

    Bazı hatıralarım çok net değildi-bulanık insan hatıraları,zayıf gözlerle görülmüş ve zayıf kulaklarla duyulmuş: onun yüzünü ilk gördüğüm an...çayırda beni sardığında hissettirdikleri... beni James'den kurtardığı zaman sarsılmış bilincimle sesini duymam...çiçeklerle dolu mihrabın altında benimle evlenmek için beklerkenki yüzü...adadaki değerli anların her biri...benim tenimin aracılığıyla soğuk elleriyle bebeğimize dokunması...

    Ve kusursuzca anımsadığım,net hatıralar: gözlerimi yeni hayatıma açtığımda,ölümsüzlüğümün ebedi şafağında yüzündeki ifade...ilk öpücük...ilk gece...

    Dudakları,aniden ve sertçe benimkilerle birleşip,konsantrasyonumu böldü.

    Bir solukla,onu kendimden uzak tutmak için verdiğim mücadelenin ağırlığını kaybettim.Bir kez daha düşüncelerimi korumak için,gergin esneklik aniden döndü.

    "Ooh,onu kaybettim!"iç çektim.

    "Seni duydum," nefes aldı, "Nasıl?Bunu nasıl yaptın?"

    "Zafrina'nın fikri.Bir kaç kere denemiştik."

    Sersemlemişti.İki kere gözlerini kırptı ve kafasını salladı.

    "Şimdi biliyorsun," dedim hafifçe,ve omuz silktim. "Hiç kimse hiç kimseyi benim seni sevdiğim kadar sevmedi."

    "Neredeyse haklısın," Gülümsedi,gözleri hala normalden biraz genişti. "Bir istisna biliyorum."

    "Yalancı."

    Beni tekrar öpmeye başladı,ama beklenmedik bir şekilde durdu.

    "Tekrar yapabilir misin?" merak etti.

    Yüzümü ekşittim. "Çok zor."

    Bekledi,ifadesi hevesliydi.

    "Eğer birazcık bile kendimden geçersem devam edemem."diye onu uyardım.

    "İyi olacak,"diye söz verdi.

    Dudaklarımı büzdüm,gözlerim daraldı.Ve ardından gülümsedim.

    Ellerimi tekrar yüzüne bastırdım,kalkanımı zihnimden dışarı ittim,ve sonra bıraktığım yerden başladı,yeni hayatımın ilk gecesinin -berrak-net hatıralarıyla...detaylarda oyalanarak...

    Onun çabamı bölen ısrarlı öpücüğüyle nefessiz kalarak güldüm.

    "Kahretsin," gürledi,ağzımın aşağı ucunu büyük bir arzuyla öperken.

    "Üzerinde çalışmak için yeterince zamanımız var," diye hatırlattım ona.

    "Sonsuza kadar ve sonsuza kadar ve sonsuza kadar," diye mırıldandı.

    "Bu bana kesinlikle doğru geliyor."

    Ve ardından sonsuzluğumuzun bu küçük ama mükemmel anına coşkulu bir biçimde devam ettik.


    SON

    Bir ülkenin geleceği mühendislerinin becerisi ile sınırlıdır..!
    Taklitlerimden ve WebKutlu.Com taklitlerinden sakının

  3. #39
    Çevrim Dışı Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2011
    Yaş
    18
    Mesajlar
    1
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart Cevap: Breaking Dawn - ŞÖzet Okuafak Vakti - FuLL Geniş

    kaskiler bu manyak bişeydi

  4. #40
    Çevrim Dışı Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2011
    Mesajlar
    1
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart Cevap: Breaking Dawn - Şafak Vakti - FuLL Geniş Özet Oku

    çokk çokk teşekkürler harika olmuş çok güzel bizlerle bu kitabı paylaşman harika olmuş muhteşemsin saol:)

   Benzer Konular
  1. Şafak Vakti - Breaking Dawn Kitabı Full İndir!!!!!!!!!!!

    By By.Kutlu in forum Kitap Oku - İndir
    Cevaplar: 61
  2. Cevaplar: 0
  3. Şafak Vakti (Stephenie Meyer)

    By By.Kutlu in forum Kitap Özetleri
    Cevaplar: 0
  4. Eclipse - Tutulma Full Geniş Özet Oku

    By By.Kutlu in forum Kitap Oku - İndir
    Cevaplar: 26