Merhaba , bu ilk ziyaretinizse? Kayıt olmak için tıklayın.
Üye paneli
Kullanıcı Adı

Şifreniz




TEMA Vakfı'nın etkinlikleri nelerdir ? -TEMA Vakfı çalışmaları - projeleri

Genel Kültür kategorisinde açılmış olan TEMA Vakfı'nın etkinlikleri nelerdir ? -TEMA Vakfı çalışmaları - projeleri konusu , Meşe Projesi Meşe Projesi nedir? Tarihte "Meşe Denizi" olarak bahsedilen Anadolu'da bugün 6.500.000 hektar alanı kaplayan meşe ormanlarının 5.750.000 hektar alanı bozuk ve çok bozuk meşe ormanlarından oluşmaktadır. TEMA Vakfı ...



  1. #1
    By.Kutlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Çevrim Dışı Patron
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Bulunduğu yer
    İzmir
    Mesajlar
    8.123
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart TEMA Vakfı'nın etkinlikleri nelerdir ? -TEMA Vakfı çalışmaları - projeleri


    Meşe Projesi




    Meşe Projesi nedir?

    Tarihte "Meşe Denizi" olarak bahsedilen Anadolu'da bugün 6.500.000 hektar alanı kaplayan meşe ormanlarının 5.750.000 hektar alanı bozuk ve çok bozuk meşe ormanlarından oluşmaktadır.

    TEMA Vakfı - Orman Bakanlığı işbirliği ile1998 yılından beri sürdürülen "Meşe Projesi" dünyanın en büyük ağaçlandırma projelerinden biridir.


    Yurt çapında 1 milyon hektar alanda sağlıklı meşe ormanları oluşturmayı hedefleyen "Meşe Projesi" meşe tohumu ekimi, meşe fidanı dikimi ve canlandırma kesimi (meşe rehabilitasyonu) çalışmalarını hedeflemektedir. Projenin toplam maliyeti 1,8 milyar $'dır.

    TEMA Vakfı'nın Orman Bakanlığı ile işbirliği sonucu, başta halkımız olmak üzere özel - kamu sektörü, Türk Silahlı Kuvvetleri, Eğitim Kurumları'nın destekleriyle 1998-2004 yılları arasında 640 milyon adet tohum toprakla buluştu.
    Bu proje dünyamızın içinde bulunduğu küresel ısınma tehdidine karşı mücadeleye, Türkiye’nin katkı projesidir.

    Neden Meşe ?

    1. Ülkemizin her coğrafi bölgesine yayılmış 18 türü vardır.
    2. Derin ve saçak kök sistemi ile toprağı korur, erozyonu önler,
    3. Yeraltı sularının geçirgenliğini artırır, yağış sularını yeraltına indirerek yeraltı sularının, kaynakların ve akarsuların beslenmesini, sürdürülebilirliğini sağlar,
    4. Çeşitli hayvanlara doğal barınak olur,
    5. Yaprakları ve meyveleri ile toprağı ve hayvanları besler, ıslah eder. Ekolojik, ekonomik ve biyolojik değere sahiptir.
    6. TEMA Vakfı, 1992 yılında Türkiye'nin geleceğini tehdit eden erozyon ve çölleşme tehlikesine karşı toplumsal duyarlılığı arttırmak ve bu mücadelenin bir devlet politikası haline getirilebilmesi sağlamak için kurulan 265 bini aşkın gönüllüsü bulunan bir sivil toplum kuruluşudur. TEMA Vakfı bu mücadelesini kamuoyunun desteğiyle ağaçlandırma projeleri, erozyon önleme amaçlı kırsal kalkınma, mikro havza, mera ıslahı, doğal varlıkları koruma amaçlı örnek projeler uygulayarak sürdürmektedir. TEMA Vakfı'nın projeleri ile ilgili ayrıntılı bilgilere ulaşmak için (http://www.tema.org.tr/calismalarimi...projeleri .htm) tıklayınız.

    Ben de Meşe Projesine katılmak istiyorum !

    Şubelerden Katılım:

    En az 9 adet tohum için 3,00 YTL. ve katlarını aşağıdaki hesap numaralarına tüm şubelerden ücretsiz havale yapabilirsiniz. Talep etmeniz durumunda en az 15 YTL tutarındaki 45 tohumluk bağışınıza sertifika hazırlanmaktadır. Sertifika istiyorsanız, bağış bilgilerinizi içeren dekontu ve irtibat bilgilerinizi 0212 281 11 32 nolu faksa göndermeniz yeterlidir.

    Banka
    Şube
    Hesap No
    Ziraat Bankası
    Levent
    1576822-5001
    Halkbankası
    Beyoğlu
    16000001
    HSBC
    Merkez
    706-012-0412-282


    Kolay Katılım:

    Yapı ve Kredi Bankası, İş Bankası, Garanti Bankası, Denizbank, Akbank ve Tekfenbank’ın ATM makinelerinden tek tuşla projeye katılabilirsiniz.
    İnternet yoluyla katılım:

    İş Bankası , Akbank, ve HSBC Bank’ın internet sitelerindeki Meşe Katılım Formu'nu tıklayarak kredi kartı bilgilerinizle güvenli biçimde katılabilirsiniz.

    Kredi Kartı Yoluyla Katılım:

    Dilersiniz Kredi Kartınızla Online Meşe Bağışında bulunabilirsiniz.

    http://www.qsms.net Yoluyla Katılım:


    "Türkiye İçin 100 Milyon Mesaj:
    TEMA Vakfi, ozyasar.NET arasında imzalanan protokolle, TEMA Vakfı'nın 1998 yılından bu yana Çevre ve Orman Bakanlığı işbirliği ile sürdürdüğü Meşe Projesi çerçevesinde meşe tohumlarını toprakla buluşturacak "Türkiye için 100 milyon mesaj" kampanyası başlatılmıştır.

    Proje çerçevesinde herhangi bir ücret ödemeksizin adınıza 20 sms reklam gönderilmesine izin verdiğiniz takdirde, adınıza 9 meşe tohumu toprakla buluşturulacaktır. Türkiye de ilk defa uygulanan hedef kitle temelli Türkiye İçin 100 Milyon Mesaj Projesi'nde amaç yüksek katılım sağlanması ve reklâm verecek sponsorlar ile meşe tohumlarının ekimi için gerekli desteğin teminidir.

    Bu projede ozyasar.NET, TEMA Vakfi ile arasında imzalanan protokol gereğince bağışçıdır. TEMA Vakfi tüzel kişiliğinin protokolde geçen işbirliği sınırları dışında; http://www.qsms.net web sitesi ile ilgili herhangi bir hukuki ilişkisi yoktur. TEMA Vakfının bu web sitesi veya sahipleri ile herhangi bir ortaklığı yoktur. Projedeki tüm çalışmalar TEMA tarafından sürekli denetlenmektedir.


    Siz de Meşe Ekin!

    Bir ülkenin geleceği mühendislerinin becerisi ile sınırlıdır..!
    Taklitlerimden ve WebKutlu.Com taklitlerinden sakının

  2. #2
    By.Kutlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Çevrim Dışı Patron
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Bulunduğu yer
    İzmir
    Mesajlar
    8.123
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Cevap: TEMA Vakfı'nın etkinlikleri nelerdir ? -TEMA Vakfı çalışmaları - projeleri

    Ağaçlandırma Projeleri (http://www.tema.org.tr/Calismalarimi...aProjeleri.htm)


    Kırsal Kalkınma Projeleri (http://www.tema.org.tr/Calismalarimi...aProjeleri.htm)


    Yasal Çalışmalar (http://www.tema.org.tr/Calismalarimi...Calismalar.htm)



    TEMA Vakfı'nın Hukuksal Çalışmaları



    TEMA Vakfı'nın hukuksal çalışmaları, "Mevzuat Çalışmaları" ve "Davalar" olarak iki ana başlıkta değerlendirilebilir. Eylül 1992 yılında kurulan TEMA Vakfı'nın hukuksal alandaki ilk ve en büyük başarısı 38 yılda çıkartılamayan dört kez kadük olan "Mera Yasası" nın TBMM'de 1998 yılının Şubat ayında "oybirliği" ile kabul edilmesi olmuştur. Nisan 1998 yılında da Ankara'da geniş katılımlı bir toplantıda, mera, toprak ve su ve orman için mevzuat komisyonları oluşturulmuş ve bu komisyonlara ilgili bürokratlar, öğretim üyeleri ve hukukçular katılmışlardır. Bunlardan mera komisyonu "Mera Yönetmeliği"ni hazırlamış ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Toprak - su Komisyonu "Toprak Yasaları"nı hazırlamıştır. Bu taslakların yasalaşması için gayretler devam etmekte olup, orman komisyonu da çalışmalarını sürdürmektedir. Ayrıca su ile ilgili olarak da, "Çerçeve Su Yasası" ve "Havza Yönetimi" konularında çalışmalar sürdürülmektedir.

    TEMA Vakfı'nın ilk davası 1997 yılının Eylül ayında ve gönüllü destekle açılmıştır. Bilahare Vakıf Yönetim Kurulu kararıyla "Hukuk Danışmanlığı" 01 Ocak 1998 yılında faaliyete başlamıştır. Prensip olarak ülke genelini ilgilendiren idari eylem ve işlemler için dava açılmakta, bölgesel sorunlarda ise açılan davalara müdahil olunarak destek olunmaktadır. Ülkenin orman ve toprak varlığını ilgilendiren idari işlemlere (yönetmelikler) karşı açılan davalar, dokuz adet turizm merkezi iptali için açılan davalar ile, yüzer gezer santraller için toplam dört dava ve doğal sit alanlarına her tür enerji santrali yapımına izin veren idari eylemler için açılan davalar bunların kamuoyunda en ilgi çekici olanlarıdır. Davalar hakkında ayrıntılı bilgi TEMA İnternet Sitesi ile TEMA Vakfı'nın Açtığı Davalarda Son Gelişmeler ekinde mevcuttur. Açılan davalarda en çok kamu yararı değerlendirilmesi ve karşılaştırılması sonucu ÜSTÜN KAMU YARARI gerekçe olarak gösterilmiş ve ilk defa Danıştay 6ncı Dairesinin karar gerekçesi ÜSTÜN KAMU YARARI'na dayanmıştır. Bu da hem ülke, hem İdari Yargılama ve hem de TEMA Vakfı adına çok önemli bir başarıdır.



    TOPRAĞA İLİŞKİN YASAL DÜZENLEMELER İÇİN GEREKÇE



    http://www.tema.org.tr/Calismalarimi...asiGerekce.pdf



    1. SUNUŞ :


    Ekonomik kalkınma ve toplumsal gelişme sürecinde, etkinlikle kullanılması gereken politika araçlarının başında "doğal üretim kaynaklarının korunması, gelişimi ve verimli kullanılması" işlevi gelmektedir.

    Evren ölçeğinde geçerli olan bu gereklilik, ülkemizin özel koşulları ve bu alanda yaşanan çok yönlü ve boyutlu sorunlardan ötürü, ivedi bir zorunluluk özelliği göstermektedir.

    Bütünlükçü bir yaklaşımla ele alınması gereken bu kaynaklar kapsamında, hem işlevsel etkinlik hem de ülkemiz özelinde hızlanan olumsuz süreç nedeniyle, toprak kaynaklarının öncelikle gündeme getirilmesi gerekmektedir. Üretilmesi ve yenilenmesinin olanaksızlığı, toplumun yaşam ve besin güvenliğini sağlaması ve ekonomiye değer yaratmak misyonu gibi, temel ve yaşamsal işlevler, toprağa yönelik koruma ve geliştirme çabalarının zaman yitirilmeden yerine getirilmesini zorunlu kılmaktadır.

    "Koruma - geliştirme ve verimli kılma" süreci, kuşkusuz "ekonomik – toplumsalteknolojik – yönetsel – finansal - hukuksal ve bütün bu nedenlerle siyasal" boyutları bulunan, çok yönlü ve boyutlu, politika ve stratejileri gerektirmektedir. Bu politika ve stratejiler bütününün, etkili ve belirleyici temellerinden birisini ise yasal düzenlemeler oluşturmaktadır". "Koruma – geliştirme - kullanma süreçlerinin bir hukuki dayanağa oturtulması gereği, sorunların bir bölümünün yeterli yasal düzenleme bulunmamasından doğmuş olması ve kimi sorunlara var olan hukuki düzenlemelerin kaynaklık etmiş bulunması" gibi nedenlerle, çözümleyici - gerçekçi yeni yasal düzenlemelerin yapılması, bütünlükçü stratejinin temel bir ön koşulu niteliğini taşımaktadır.

    "Korumacı-geliştirmeci ve verimli kılıcı" bütünlükçü stratejiye hukuki temel oluşturacak böylesi düzenlemelerin niçin gerekli olduğunu açıklamak amacıyla, bu rapor hazırlanmıştır. Yasal düzenlemelerle ilgili "genel gerekçeleri-çözüm üretilmesi gereken sorun alanlarını-çözümleyici ilke ve doğrultuları-çözümleme yöntem ve araçlarını - bu yöntem ve araçların hangi işlevlerle yerine getirileceğini – bu işlevlerin ne tür kamusal ve toplumsal örgütlemelerle uygulanacağını" açıklamak için hazırlanan bu değerlendirme, ilgili kesimlerin katkılarıyla geliştiği ölçüde, amacına ulaşmış olacaktır.



    2. TOPRAK VE YASAL DÜZENLEME GEREĞİ :



    http://www.tema.org.tr/Calismalarimi...asiTaslagi.pdf



    Dünya ölçeğinde yaygınlaşan ve giderek geçerlik kazanan SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA ilkesi, toplumsal, ekonomik ve siyasal tüm gelişme – kalkınma yaklaşımlarının, bu temelde yönlendirilmesini gerekli kılmaktadır. Kalkınmanın maddi temelini oluşturan ve başta toprak, su, hava ve canlılar topluluğu olmak üzere, tüm doğal üretim kaynak ve olanaklarıyla, tüm çevresel değerlerin öncelikle KORUNMASI ve daha sonra GELİŞTİRİLEREK VERİMLİ KULLANILMASI ise bu ilkesel yaklaşımın "yönlendirici ve belirleyici" bir ön koşulu niteliğini, kazanmış bulunmaktadır.

    Özetlenerek tanımlanmaya çalışılan bu yaklaşım, kuşkusuz, karşılıklı olarak birbirini etkileyen bu kaynak ve değerler bütününün , ortaklaşa kavranmasını gerektirmektedir.

    Ne var ki, "DOĞAL DENGEYİ" gözeten bütüncül yaklaşımın gerektirdiği bu stratejinin, tümden, eş zamanlı ve eş etkili bir süreçle yaşama geçirilmesi, oldukça güçtür. O nedenle, kimi kaynaklar özelinde öncelik seçimlerinin yapılması, kaçınılmaz görünmektedir.

    Bu öncelik kapsamında ele alınması gereken ilk kaynak topraktır. "Üretilmesi ve yenilenmesinin olanaksızlığı, üretimin gerçekleştirildiği ilk kaynak olması ve olumsuz kullanımları güdüleyici özel mülkiyete konu oluşturması" gibi özellikleri ve giderek hızlanan - yaygınlaşan bozulma ve yok olma süreci, toprağın diğer kaynaklar karşısında, daha duyarlı bir anlayışla ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.

    - Ekonominin gelişmesi ve toplumun refahının sağlanması gereği ile toprağın korunması, yapısal verimliliğinin sağlanması ve amaca uygun - rasyonel kullanımı arasında, açık ve doğrusal ilişki bulunmaktadır. Toplumun besin güvenliğinin sağlanması, sanayi ve dış ticaretin girdi ve mal gereksiniminin karşılanması işlevleri öncelikle toprağın KORUNMASI ve VERİMLİ KILINMASI'na bağlıdır.

    - Toplum ve ekonomi için bu ölçüde yaşamsal önem taşıyan toprak, yüz yüze bulunduğu doğal ve yapay sorunlar yumağı nedeniyle, trajik nitelikte bir bozulma ve yok olma sürecine girmiştir. Erozyondan - yanlış tarım uygulamalarına, amaç dışı toprak kullanımı talanından - toprak, su ve bitki kirlenmesine, çarpık toprak – insan ilişkilerinden - hukuki düzenlemelerin kaynaklık ettiği olumsuzluklara kadar, bir dizi sorun, topraklara öncelikle SAHİP ÇIKILMASINI ötelenemez bir ULUSAL SORUMLULUK haline getirmiştir.

    - Üstelik, karşı karşıya bulunulan bu sorunların varlığı ve önemi konusunda, ilgili - yetkili karar süreçlerinde yeterli ilgi, duyarlık ve sorumluluk gösterilmediği için, sorun giderek daha da ağırlaşmaktadır. Ülkemizin toprak bakımından çok zengin olmadığı gerçeğine karşın, toprak savurganlığına, toprağa yönelen saldırılara karşı, önleyici nitelikte yasal - yönetsel etkinliklerin geliştirilememesi ve yaşananlara seyirci kalınması tavrı, tanımlanan bu olumsuzlukları daha da derinleştirmektedir.

    Toplumun geleceği adına dramatik nitelik kazanan bu sorunlara daha fazla duyarsız kalınmamalıdır, kalınamaz. "ÜRETİLEMEYEN KAYNAK, BİR AVUÇ TOPRAK" anlayışının, toplumun tüm kesimleri ve öncelikle de "karar verenplanlayan - süreci etkileyen" sorumlu kesimleri tarafından, paylaşılması, ortaklaştırılması, bir canlı bilinç niteliğine dönüşmesi gereklidir. Kalkınma ve gelişme sürecinin tüm aşamalarında bu bilincin canlı tutulması, bu kaygının sorumlulukla yaygınlaştırılması, toplumun ve ekonomimizin sağlıklı geleceği bakımından zorunludur.

    Karşı karşıya bulunduğu çok sayıda soruna rağmen, Türkiye toprağı, Türkiye'nin geleceğinin de umududur. Türkiye, bu toprakları kullanarak bitkisel ve hayvansal üretimini artıracaktır. Artan tarımsal üretim, kırsal toplumun gelirinin ve refahının gelişmesinin, kişinin doğduğu ortamda mutlu olmasının ve çağdaş koşullarda yaşamasının yolunu açacaktır. Böylesi gelişmeci bir süreç, kırsal alandan bir kopuş - bir kaçış biçiminde hızlanan sağlıksız göçü de, kent varoşlarında ortaya çıkan toplumsal, ekonomik, siyasal kaosu da önemli ölçüde engelleyebilecektir. Bütün bu nedenlerle Türkiye toprağı, geleceğin umudu olmanın yanında ülkenin toplumsal barışının sağlanmasının da temel güvencesidir.

    Tanımlanmaya çalışılan nesnel zorunluluklar, toprağın KORUNMASI GELİŞTİRİLMESİ VE VERİMLİ KULLANIMI işlevlerinin ÜLKESEL ÖLÇEKLİ - ULUSAL NİTELİKLİ temel bir DEVLET sorumluluğu olmasını gerektirmektedir. Ekonomik-toplumsal-teknolojik-finansal ve hukuksal boyutlarıyla bütünleşmiş, yeni bir anlayış, bu temel sorumluluk doğrultusunda, daha fazla ertelenmemelidir. Böylesi, yeni – ilkeli - bütünlükçü bir yaklaşımın geçerli kılınması durumunda, topraklarımızın Türkiye'nin ihtiyaçlarına yetebileceğini görmek gerekmektedir.

    Böylesi bütünlükçü bir stratejiyi gerektiren bu yaklaşımın, öncelikle atılması gereken adımlarından birisini yasal düzenlemeler oluşturmaktadır. KORUMA-GELİŞTİRME VE VERİMLİ KULLANMA amaçları, bir yandan bu amaçların somut plana nasıl yansıyacağını belirleyici temel ilke ve kuralların oluşturulmasını, öte yandan ise kural ve ilkeler doğrultusunda yerine getirilmesi gereken kamu işlevleri ile bireysel ve toplumsal sorumlulukların tanımlanmasını ve bunlara eş düşen yönetsel düzenlemelerin gerçekleştirilmesini, gerektirmektedir.

    Bu rapor, süreçte doğal üretim kaynaklarının tümünü kapsayıcı olması düşünülen KORUMACI - GELİŞTİRMECİ VE VERİMLİLİĞİ GÖZETİCİ yaklaşımın, toprak boyutuna yönelik yasal düzenlemeleri gerektiren maddi temelleri açıklamak, nesnel göstergeleri özetleyerek sergilemek ve yasal zorunlulukları ortaya koymak, amacıyla hazırlanmıştır.

    Aşağıda, "YASAL DÜZENLEME NİÇİN GEREKLİDİR" sorusuna yanıt niteliği taşıyacak, nesnel gerekçeler sunulmaya çalışılmıştır.

    - Toprakların KORUNMASI - GELİŞTİRİLMESİ VE VERİMLİ KULLANILMASI amaçları aynı zamanda "üretkenlik - katma değer artışı - kalite gelişimi - kırsal toplumun refahının sağlanması" gibi, EKONOMİK NİTELİKLİ sonuçları da, beraberinde üretecektir.

    - Bu amaçlar doğrultusunda sağlanacak gelişme, süreç içerisinde "kırsal toplumun çağdaşlık yönünde dönüşmesi, toprak - insan ilişkilerinin dengeli ve insan onuruna yaraşır biçimde değiştirilmesi, toplum yararına kullanım ve mülkiyet düzenlenmesi" gibi TOPLUMSAL ÖZELLİKLİ öngörülere de somut katkıda bulunacaktır.

    - Bu amaçlara erişilebilmesi ölçüsünde, "doğal kaynakların toplumun geleceği olduğunu kavrayacak bilincin yaygınlaşması, bu anlamda demokratik örgütlülüğün ve etkinliğin sağlanması ve kırsal alanın demokratikleşmesi" gibi SİYASAL ÖZLÜ kazanımlara da katkı sağlanacaktır.

    İlgili tüm bilim - uzmanlık çevreleri ve yönetim yetkililerinin katılımlarıyla başlatılan "yasal düzenleme" çalışmaları sonucunda hazırlanan taslak nitelikli ön değerlendirme raporları, konu ile ilişkili bütün kamu kuruluşları, üniversiteler ve sivil toplum örgütlerinin görüşlerine açılmıştır. Çok sayıda kurum ve kuruluşumuzun ortaya koydukları eleştiri - görüş ve öneriler gözetilerek taslak metinler yeniden değerlendirilmiştir.

    Bu değerlendirme sonucu oluşan görüşler doğrultusunda, TOPRAK KORUMAGELİŞTİRME VE VERİMLİ KULLANMA AMAÇLARI için, öncelikle gerçekleştirilmesi gerekli, çerçeve nitelikli TOPRAK KORUMA VE ARAZİ KULLANIMI KANUNU ile kamu örgütü özellikli TOPRAK KORUMA VE SULAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KANUNU gibi düzenlemelerin, ivedilikle T.B.M.M. gündemine taşınmasının gerekli olduğu görüşüne varılmıştır.

    Bir ülkenin geleceği mühendislerinin becerisi ile sınırlıdır..!
    Taklitlerimden ve WebKutlu.Com taklitlerinden sakının

  3. #3
    By.Kutlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Çevrim Dışı Patron
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Bulunduğu yer
    İzmir
    Mesajlar
    8.123
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Cevap: TEMA Vakfı'nın etkinlikleri nelerdir ? -TEMA Vakfı çalışmaları - projeleri

    3. KAVRAMSAL ÇERÇEVE VE TANIMLAR :


    Gerçekleşmesi düşünülen yasal düzenlemelerde, toprakla ilgili tüm boyut - öğe ve ilişki biçimleri konusunda kavramsal bir uzlaşıya gerek vardır. O nedenle, bu başlık altında terminolojik bir değerlendirme yapılmaya ve ilgili kesimlerce üzerinde uzlaşılan kavramsal tanımlar yapılmaya çalışılacaktır.

    - Toprak : Kayaların ve organik artıkların parçalanarak ayrışması sonucu oluşan, yeryüzünü ince bir tabaka halinde kaplayan, biyolojik ve genetik kaynaklarla bitkilere yaşama, beslenme, gelişme ve dayanma ortamı oluşturan, yaşamın istikrarlı biçimde sürmesini sağlayacak ekonomik-toplumsal ve ekolojik maddi temel özelliğini taşıyan, yok edilebilir, bozulabilir, canlı bir doğal kaynaktır.

    - Arazi : İklim, topoğrafya, hidroloji ve canlıların etkisi altında bulunan toprağın doğası, konumu ve niteliğinin belirlediği yeryüzü parçasıdır.

    - Tarım Arazisi : Toprak ve topoğrafik özellikleri tarımsal üretim (bitkisel, hayvansal üretim) için uygun olan veya imar, ıslah ve ihya edilerek bitkisel ve hayvansal üretim yapmaya uygun niteliğe dönüştürülebilen, orman rejimi dışındaki arazilerdir.

    - Orman Arazisi : Doğal olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaçcık topluluklarının bulunduğu ve 6831 sayılı Kanunun 1. maddesinde tanımı yapılan alanlardır.

    - Çayır Arazisi : Taban suyunun yüksek olduğu veya sulanabilir alanlarda biçilmeye elverişli, yem üretilen ve genellikle kuru ot üretimi için kullanılan arazilerdir.

    - Mera Arazisi : Hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan arazilerdir.

    - Mutlak Tarım Arazisi : Tarımsal üretim için fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin kombinasyonu sınırlayıcı olmayan ve tarım dışı amaçlarla kullanılmaması gereken arazilerdir.

    - Öncelikli Tarım Arazileri : Mutlak tarım alanları dışında yöresel önemi bulunan ve yerel koruma komisyonları tarafından, tarımda kalması uygun görülen arazilerdir.

    - Özel Ürün Arazileri : Mutlak ve öncelikli tarım arazileri dışında kalan, yöresel ve ekolojik özelliklerden ötürü yüksek gelir sağlayan bitkilerin yetiştirildiği arazilerdir.

    - Potansiyel Kültür Arazileri : Toprak işlemesine açılmamış, ancak üzerinde mutlaka arazi ıslah çalışmaları yapılarak, geliştirilmeye elverişli potansiyel sergileyen arazilerdir.

    - Büyük Ova Koruma Alanları : Tarımsal üretim potansiyeli ve arazi özellikleri göz önünde bulundurularak, sorumlu kamu kuruluşları ve kamu kuruluşlarının katılımcı kurullarının görüşleri sonucunda, ilgili Bakanlığın önerisi ile Bakanlar Kurulu'nca koruma altına alınması uygun bulunan büyük ovalardır.

    - Erozyona Hassas Alanlar : Toprak, topoğrafya, iklim, çevresel etmenler, yanlış kullanımlar ve diğer nedenlerle toprak kayıplarının yüksek olduğu veya kaybolma riski yüksek bulunan alanlardır.

    - Tarım Dışı alanlar : Üzerinde doğal toprağı bulunmayan veya çok az olan çıplak kayalık araziler, sürekli karla kaplı alanlar, ırmak yatakları, hareketli sahil kumulları, göl yüzeyleri ve endüstriyel amaçla ya da kentsel yerleşim ve benzeri amaçlarla kullanılmakta olup da, tarım arazisi niteliğini kaybetmiş veya eski zamanlarda bu amaçlarla kullanılmış ve üzerinde tarihi yapılar bulunan arazilerdir.

    - Özel Koruma Alanları : Kültürel, tarihsel, turistik ve biyolojik çeşitliliğin korunması ile nadir tehlikeye açık veya kaybolmaya yüz tutmuş ekosistemler veya türler ile doğal olayların oluşturduğu seçkin örnekleri kapsayan, mutlak koruma altına alınmış alanlardır.

    - Yaşlık Sorunu Olan Alanlar : Doğal ve yaban hayatın önemsiz olduğu, taban suyunun kullanımı engelleyecek düzeyde yüksek veya yüzeyde olduğu ya da bitkisel üretime olanak vermeyecek derecede sık taşkın alan ve yalnızca bu nedenlerden ötürü, tarımda kullanılmayan arazilerdir.

    - Sulak Alanlar ve Bataklıklar : Doğal ve yaban hayatının önemli olduğu, sazlık, bataklık, turbalıklar ile doğal veya yapay, sürekli veya geçici, durgun veya akar, tatlı, acı ve tuzlu karasularını ve gelgit bölgelerinde suların çekildiği dönemlerde, 6 metreyi geçmeyen kıyı kesimlerini de kapsayan, suyla kaplı alanlardır.

    - Arazi Yetenek Sınıflaması : Arazi bozulmasına ve toprak kaybına neden olmayacak biçimde, arazinin en uygun ve optimum kullanımını sağlayan koruma ve kullanım verilerinin ortaklaşa değerlendirilmesiyle yapılan ve toprakların tarımsal üretime uygunluk derecesi ile tarım dışı amaçlar için kullanım olanaklarını ortaya koyan ve toprak etütlerine dayandırılmış arazi sınıflamasıdır.

    - Arazi Kullanım Planlaması : Ülke, bölge ve yöre çevre düzeni planları ve sürdürülebilirlik ilkelerini temel alan, ekonomik, toplumsal, teknolojik ve fiziksel koşullara göre arazinin farklı kullanım biçimlerini belirleyecek toprak ve su potansiyelini sistematik olarak değerlendiren, bu süreç ve öğeler arası ilişkileri ortaya koyan ve her kesim için bağlayıcılığı olan, süreklilik özelliği taşıyan ve katılımlı bir süreçle oluşturulmuş, rasyonel arazi kullanım kararlarıdır.

    - Yerel Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme Kurulu : Katılımcı bir anlayış temel alınarak, ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler ve kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları dahil, ilişkili bütün sivil toplum örgütlerinin yetkiyle ve gerektiğinde sorumlulukla katıldıkları, sosyal ve kırsal altyapı hizmetleriyle tarımsal altyapıların gerektirdiği arazi kullanımları için karar verme ve hizmetlerin gerekli kıldığı arazileri belirleme yetkisi kullanan, özerk yapılı ve il bazında oluşturulmuş yerel kurullardır.

    - Toprak Koruma ve Arazi İyileştirme Yüksek Kurulu : Katılımcı bir anlayış temel alınarak, ülkesel ölçekte toprak koruma ilke, kural ve kararlarını oluşturmak; bu doğrultudaki uygulamaların teknik ve yönetsel yönlendirmesini yapmak ve yerel, yöresel ve havza bazında ortaya çıkan toprakla ilişkili teknik nitelikli anlaşmazlıkların çözümünde teknik kurulu özelliği ile görev üstlenmek amacıyla, yetkili kamu kuruluşunun sekreteryasıyla ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşlarının, ilişkili bütün sivil toplum örgütlerinin yetkiyle ve gerektiğinde sorumlulukla katıldıkları, özerk yapılı, merkezi bir danışma birimidir.

    Bir ülkenin geleceği mühendislerinin becerisi ile sınırlıdır..!
    Taklitlerimden ve WebKutlu.Com taklitlerinden sakının

  4. #4
    By.Kutlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Çevrim Dışı Patron
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Bulunduğu yer
    İzmir
    Mesajlar
    8.123
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Cevap: TEMA Vakfı'nın etkinlikleri nelerdir ? -TEMA Vakfı çalışmaları - projeleri

    4. TANIMLAYICI GÖSTERGELERLE SORUN ALANLARI VE SORUNLAR :



    Bilindiği gibi, genelde arazi ya da tarım arazisinin, özelde toprağın karşı karşıya bulunduğu sorunlar, doğal ve yapay olmak üzere iki ayrı temelden kaynaklanmakta ve çok sayıda değişken etkisiyle ortaya çıkmaktadır. Evren genelinde yaşanan doğal denge bozulmasının görüntüleri, bir başka anlatımla bozulma sürecinin sonuçları niteliği taşıyan bu olumsuzlukların, genelde "yapısal yetersizlik - kaynak yitirilmesi ve kaynak bozulması" gibi farklı boyutlarda biçimlendiği gözlenmektedir. Özetle belirtilen bu sorunlar demeti aşağıda,


    1. Toprağın doğal yetenek ve niteliklerinin yetersizliği

    2. Toprak kaynaklarının yitirilmesi
    3. Toprak kaynaklarının bozulması
    4. Bunların giderilmesine yönelik korumacı ve geliştirmeci süreçlerin yetersizliği bazında ve ayrı başlıklar altında aktarılmaya ve belirleyici göstergelerle tanımlanmaya çalışılacaktır.

    Sorunların nitel ve nicel boyutlarıyla ve gerçekçilik temelinde tanımlanması ve çözümlemeci olacağı düşünülen yaklaşımların maddi temeli ve gerekçeleri ortaya koyulacaktır. Bu çözümlemelerin amacına ulaşması ise sorun olarak belirlenen olguların gerçek neden ve kaynaklarının doğru saptanabilmesi ve "neden – sonuç çözüm" ilişkisini sergileyebilen bir tutarlılık anlayışının ortaya koyulabilmesiyle, bağlantılı biçimde somutlaşacaktır. O açıdan, aşağıda sorunları kaynaklarıyla, özelliklerini tanımlayıcı bir durum saptaması yapılmasına çaba gösterilmiştir.


    Toprak kaynaklarıyla ve sorunlarıyla ilgili göstergeleri özetlemeden önce, iki önemli noktanın altını çizmek ve bu hususların toprakla ilgili sürecin her aşamasında geçerli olduğunu belirtmek gerekmektedir.


    Bunlardan birincisi, "toprağın, diğer kaynaklara göre yenilenmesinin son derece zor ve çok uzun bir süreci gerektirdiği ya da özet bir anlatımla üretilmesinin olanaksız olduğu" somut gerçeğidir.


    İkincisi ise her anlamda bir kısıt olan bu olumsuzluğun yalnızca ülkemize özgü olmadığı, evren genelinde yaşanan ve giderek hızlanan bir olumsuzluk olduğu, hususudur.


    Tanımlama - betimleme-yorumlama ve çözümlemeci her aşamada, bu iki olgunun göz önünde bulundurulması, gerçekçi çözümler ve önermeler üretilmesi açısından gerekli bulunmaktadır.




    4.1. DOĞAL POTANSİYEL YA DA YETERLİLİK SORUNLARI :



    4.1.1. DÜNYA, TOPRAK KAYNAKLARI BAKIMINDAN ÇOK ZENGİN DEĞİLDİR :



    - Dünyanın toprak kaynakları sınırsız, Türkiye'nin toprak potansiyeli sanıldığı kadar zengin değildir.


    - Dünyada işlenebilir toplam tarım arazisi 3 milyar 200 milyon hektardır. Ne var ki bu potansiyelin yarısına yakınında 1 milyar 475 milyon hektar alanda işlemeli tarım yapılmaktadır.


    - İşlemeli tarım arazisi son yüzyılda önemli artış göstermiştir. 1970 - 1990 kesitinde bu miktar % 4.3 oranında yükselmiştir. Artış, gelişmiş ülkeler ölçeğinde % 0.3 olurken, gelişmekte olan ülkeler özelinde, genel ortalamanın çok üzerinde, % 9 düzeyinde gerçekleşmiştir. Bu durum, tarıma yeni açılan alan bazında, gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçlarının çok daha şiddetli olduğunu göstermektedir.


    - Belirtilen bu artışa karşın, kişi başına düşen tarım arazisi miktarında, nüfus artışının hızlı olmasına bağlı olarak, azalma meydana gelmiştir.


    Geçirilen on beş yıllık dönemde, kişi başına tarım arazisi miktarı gelişmiş ülkelerde % 14.3, gelişmekte olan ülkelerde ise % 40 oranında azalmıştır.


    - Nüfus projeksiyonları önümüzdeki yirmi yılda, dünya nüfusuna 1.7 milyar yeni insan ekleneceğini ve toplam nüfusun 7 milyara ulaşacağını göstermektedir. Bu eğilimle bağlantılı olarak FAO tarafından yapılan tahminlere göre, işlenebilir toplam tarım alanı olan 1 milyar 475 milyon hektar alanın, daralmaması ve bozulmaması koşuluyla, kişi başına tarım arazisi 2000 yılında 0.23 Hektara, 2050 yılında 0.15 hektara düşecektir. Bir başka anlatımla, önümüzdeki elli yılda, kişi başına tarım arazisi payı, yaklaşık yarı yarıya azalacaktır.


    İşlenen tarım alanlarının, daralması, yok edilmesi, kirlenmesi ve bozulmasına yönelik ve hızla devam eden olumsuz süreç gözetilecek olursa bu miktarların çok daha azalacağı açıkça ortaya çıkacaktır.


    - Özet bir anlatımla yinelemek gerekir ise hızla çoğalan ve buna bağlı olarak gereksinimleri hızla çeşitlenen ve artan insanlık için esasen kısıtlı olan dünya toprak kaynaklarının yetersiz kaldığını ve yetersizliği açık bu kaynakların giderek azaldığını ifade etmek zorunludur.

    Bir ülkenin geleceği mühendislerinin becerisi ile sınırlıdır..!
    Taklitlerimden ve WebKutlu.Com taklitlerinden sakının

   Benzer Konular
  1. Cevaplar: 0