Merhaba , bu ilk ziyaretinizse? Kayıt olmak için tıklayın.
Üye paneli
Kullanıcı Adı

Şifreniz




Tekke - Tasavvuf Edebiyatı Nazım Biçimleri: İlahi - Nefes - Deme - Nutuk - Devriye - Şathiye

Edebiyat kategorisinde açılmış olan Tekke - Tasavvuf Edebiyatı Nazım Biçimleri: İlahi - Nefes - Deme - Nutuk - Devriye - Şathiye konusu , tasavvuf edebiyatı, tasavvuf edebiyatı nedir, tasavvuf edebiyatı nazım şekilleri, tasavvuf edebiyatı şairleri, tasavvuf edebiyatının özellikleri, tasavvuf edebiyatı nazım biçimleri …İlahi… (Nazım Biçimleri) İlahi, Allah’ı övmek, O’na dua etmek ve en ...



  1. #1
    By.Kutlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Çevrim Dışı Patron
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Bulunduğu yer
    İzmir
    Mesajlar
    8.106
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Tekke - Tasavvuf Edebiyatı Nazım Biçimleri: İlahi - Nefes - Deme - Nutuk - Devriye - Şathiye


    tasavvuf edebiyatı, tasavvuf edebiyatı nedir, tasavvuf edebiyatı nazım şekilleri, tasavvuf edebiyatı şairleri, tasavvuf edebiyatının özellikleri, tasavvuf edebiyatı nazım biçimleri


    …İlahi…
    (Nazım Biçimleri)

    İlahi, Allah’ı övmek, O’na dua etmek ve en büyük aşkın Allah aşkı olduğunu belirtmek amacıyla yazılmıs makamla okunan dini tasavvufi halk edebiyatı nazım şeklidir. Arapça kökenli bir kelimedir. Bir başka kullanımı da şaşma ve sitem bildiren ünlemdir.


    İlahiler çok eski zamanlardan bu yana dinlerin ve inançların önemli bir parçasını oluşturmuştur. Her dinin ilahilere farklı bir bakışı vardır. Her dinin farklı ilahileri vardır. İlahiler bir dinin kutsal metinlerinin bir parçasını oluşturup, kutsi bir mahiyete sahip olabilir veya sadece o dinin inandığı Tanrı veya tanrısal mefhumları övmek için inananlar tarafından yazılmış, kutsiyeti bulunmayan metinler de olabilirler. İlahiler çoğu dinde din eğitiminin önemli bir parçasıdır. Bazı dinlerde ve inanışlarda ilahi söylemek bir tür ibadettir. Fakat, ilahi söylemek çoğu inanışta belirli ibadetlerin sadece bir parçasını oluşturur.

    İlahiler tarikatlere göre değişik isimler alır. Mevlevilerde ayin, Bektaşilerde nefes, Alevilerde deme(deyiş), diğer tarikatlerde de cumhur ve ilahi adını alır.

    İlahi nazım şeklinin öncüsü YUNUS EMRE’dir.Yunus Emre, şiirlerini halkın anlayabileceği sade bir dille yazmıştır.Hece ölçüsü kullanmıştır.11′li hece ölçüsünü kullanmıştır.Halkın içinden biri olduğu için halk tarafından çok sevilmiştir ve dili halkın dilidir.

    1. Allah’ı övmek ve O’na yalvarmak için yazılan, Allah sevgisiyle, insan sevgisini bütünleştiren içten şiirlerdir.
    2. Özel bir beste ile söylenir.
    3. Hece ve vezninin 7’li, 8’li ve 11’li kalıbıyla söylenirler.
    4. Dörtlüklerden oluşur. Dörtlük sayısı 3 ila 7 arasında değişir.
    5. Genelde şiirin içinde şairin mahlası geçer.
    6. İlahi denince akla Yunus Emre gelir.

    Not: İlahiler tarikatlara göre farklı isimler alır. Mevleviler’de âyin, Bektaşilerde nefes, Aleviler’de deme, Gülşeniler’de tapuğ, Halvetiler’de durak, öteki tarikatlar da hur ya da ilahi gibi.

    Aşkın aldı benden beni
    Bana seni gerek seni
    Ben yanarım dün ü günü
    Bana seni gerek seni


    Yunus Emre

    …Nefes…
    (Nazım Biçimleri)


    Nefes, Dini temellere bağlı aşık edebiyatı nazım şekillerinden ilahilerin Alevi-Bekteşi aşıklarınca yazılanlarına denir. Konusu genellikle tasavvuftaki vahdet-i vücud, Alevi-Bektaşi ilkeleri, tarikat kurallarıyla ilgilidir. Dili sade bir Türkçe olan nefesler biçim olarak koşmaya benzer. Dörtlükler halinde hece ölçüsünün 7, 8, 11’li kalıpları ile ya da az da olsa aruzla yazılanlara rastlanmaktadır. Dörtlük sayısı 3-7 arasında değişir. Fazla da olabilir.

    1. Bektaşi şairlerinin yazdığı tasavvufi şiirlerdir.
    2. Genellikle, nefeslerde tasavvuftaki Vahdet-i Vücud felsefesi anlatılır.
    3. Bunun yanında Hz. Muhammed (A.S.M) ve Hz. Ali (R.A) için övgüler de söylenir.
    4. Nazımbirimi dörtlüktür. Dörtlük sayısı 3 ila 8 arasında değişir.
    5. Hece ölçüsüyle yazılırlar. Ama aruz ölçüsüyle yazılan nefesler de vardır.
    6. Nefeslerde, kalenderâne ve alaycı bir üslup dikkati çeker.
    7. Duygu ve düşünceleri nükteli bir şekilde ve zarafet ölçüleri içinde söylemek nefesin en belirgin özelliğidir.
    Hak yoluna gidenlerin
    Âsâ olsam ellerine
    Er pîr vasfın edenlerin
    Kurban olsam dillerine.Seyrânî

    …Deme…
    (Nazım Biçimleri)


    Halk edebiyatının “tasavvufi halk edebiyatı” ya da “tekke edebiyatı” denilen türü 12’nci yüzyılda Ahmed Yesevi ile başladı. Ama Anadolu’nun bu alandaki ilk ve en büyük şairi Yunus Emre’dir. Anadolu’da 19′uncu yüzyıla değin çeşitli tarikatlarla gelişen bu edebiyat geleneğinin sürmesinde en önemli rolü Alevi-Bektaşi ve Melami-Hamzavi şairler oynadı.

    Tekke edebiyatı şairleri, yalın bir dille, hece ölçüsüyle ya da aruzun heceye yakın yalın kalıplarıyla şiirler yazdılar. Tekke şiirinin genel adı, özel bestelerle okunan ve tarikatlara göre değişik isimlerle anılan ilahilerdi. Nazım birimi dörtlüktü. Ama gazel biçimde yazılmış ilahiler de vardır. Bu edebiyatın düzyazı biçimini ise evliya menkıbeleri, efsaneler, masallar, fıkralar ve tarikat büyüklerinin yaşamlarını konu alan yapıtlar oluşturur.genelde 8′li hece ölçüsü ile 4+4 kalıbıyla yazılır.telmih,tenasüp,tezat,m übalağa,gibi sanatlar sıkça kullanılır. masiva yani allah dışındakileri önemsememe söz konusudur. ilahilerin mevlidlerde bir ezgi ile söylenmesinin sebebi;hece ölçüsü,kafiye şeması ve ahenk unsurlarıdır.
    1. Alevi ve Kızılbaş şairlerin kendi düşüncelerini dile getirdikleri şiirlerdir.
    2. Bu şiirler Alevî tekkelerinde, tören sırasında sazla terennüm edilir.
    3. Hecenin 8’li ölçüsü kullanılır.
    4. 3 veya 5 dörtlükten oluşabilir.
    Güzel âşık cevrimizi
    Çekemezsin demedim mi
    Bu bir rıza lokmasıdır
    Yiyemezsin demedim mi
    Pir Sultan Abdal

    Cennet cennet dedikleri
    Birkaç köşkle birkaç huri
    İsteyene ver sen onu
    Bana seni gerek seni

    Yunus Emre

    …Nutuk…
    (Nazım Biçimleri)


    Nutuk, tarikata yeni giren dervişlere, tarikat derecelerini, tarikat adâbını öğretmek için söylenmiş şiirlerdir. Türkmen Alevi ve Bektaşilerinin, aşık tarzı halk edebiyatı nazım türü olan nefese verdiği isimdir. Türün en önemli temsilcisi Kaygusuz Abdal’dır.
    1. Pirlerin ve mürşitlerin, tarikata yeni giren dervişlere öğüt vermek, çeşitli konularda bilgilendirmek ve tarikat derecelerini ve tarikat adabını öğretmek için söyledikleri şiirlerdir.
    2. Şekil yönüyle koşmaya benzer.

    Evvel tevhid sürer mürşid dilinden
    Erişir canına fazl-ı Hüdâ’nın
    Kurtulursam emâretin elinden
    Erişir canına fazl-ı Hüdâ’nın

    …Devriye…
    (Nazım Biçimleri)


    Devir kuramını anlatan şiirlere denir. Devir kuramı Muhammed’in “Ben nebî iken Âdem su ile çamur arasındaydı.” hadisi ile ilgilidir. Mutasavvıflara göre vücut halindeki Muhammed, yeryüzüne sonradan gelmiştir. Halbuki ruh halindeki Muhammed ezelden beri vardı. Vakti gelen ruh maddi aleme iner. Önce cemâdata (cansız varlıklara) sonra nebata (bitkilere), hayvana, insana en sonra da İnsan-ı Kamil’e geçer. Oradan da Allah’a döner ve onunla birleşir. Bu inişe nüzul, tekrar Allah’a dönüşe de huruc denir. Bu inişi ve çıkışı anlatan şiirlere devriye denir.

    Lâ mekân ilinde bir nokta iken İsmi var, cismi yok yerden gelirim Daha hiçbir nesne yaratılmadan Kandilin içinde Nûr’dan gelirim.
    Dört nesneden yoğrulup da yapıldım Şekillendim, fırınlara atıldım Mevla’m ruh verince ayağa kalktım Adem denen bir beşer’den gelirim.

    1. Devir kuramını anlatan şiirlerdir.
    Devir kuramı; Hz. Muhammed’in (a.s.m) “Ben Nebi iken Âdem su ile çamur arasındaydı” hadisi ile ilgilidir. Mutasavvıflara göre vücut halindeki Hz. Muhammed (S.A.S) yeryüzün sonradan gelmiştir. Halbuki ruh hâlinde olan Hz.Muhammed(A.S.M) ezelden beri vardır. Vakti gelen ruh maddî âleme iner. Önce cansız varlıklara sonra bitkilere, hayvana, insana en sonra da insan-ı kâmile geçer. Oradan da Allah (c.c)’a döner ve onunla birleşir. Bu inişe nüzûl Allah’a dönüşe de hurûç denir. Bu inişi ve çıkışı anlatan şiirlere devriye denir.

    2. Ölçü ve uyak bakımından ilahiye benzer.

    Dokuz ay on gün batn-ı mâderde
    Kudretten gözüme çekildi perde
    Vaktim tamam olup ahir yerde
    Çıkıp ten donundan cihana geldim


    Hüsnî

    …Şathiye…
    (Nazım Biçimleri)


    Dini ve tasavvufi halk şiirinde mizahi manzumelere genel olarak şathiye adı verilir. Şathiyeler, mutasavvuf şairlerce söylenmiş ya da yazılmış, tasavvufi inançları dile getiren, anlaşılması yorumlanmasına bağlı şiirlerdir. Tasavvufi konuları işleyenleri şathiyat-ı sûfiyâne adını alırlar. Şathiyelerde Allah’ın celâl sıfatının değil, cemâl sıfatının ön plana çıkarıldığı görülür. Bu tür şiirlere genellikle Bektaşi-Alevi şairlerinde rastlanır. Allah ile alay eder gibi yazılmış şathiyeler küfür sayılmıştır. Ama şathiyeler asla küfür değildir.Şathiyeler biçimce komik ve alaylı olabilir ama şathiyede aranan şiirin arkasındaki düşüncedir. Anlanıp yorumlandığında çok derin anlamlara sahip oldugu görülür.Şathiye çok derin tasavvufi konular işleyen felsefi şiirlerdir.Kaygusuz Abdal şathiye yazmıştır.
    1. İnançlardan teklifsizce, alaycı bir dille söz eder gibi yazılırlar.
    2. Görünüşte saçma ve dini esaslara aykırı sanılan bu şiirlerin içinde ince ve derin anlamlar, yorumlandığında tasavvufla ilgili değişik konuların olduğu görülür.
    3. Nefesin bir türüdür.
    4. Tanrıyla konuşur gibi şakalaşırcasına yazılan şiirlerdir.

    Çıktım erik dalına
    Anda yedim üzümü
    Bostan ıssı kakıyıp
    Der ne yersin kozumu


    Kerpiç koydum kazana
    Poyraz ile kaynattım
    Nedir diye sorana
    Bandım verdim özünü


    Yunus Emre

    Not: Halk edebiyatında aruz ölçüsüyle söylenen Divan, Kalender, Satranç, Selis vb. nazım örnekleri de vardır.
    Not: İçerik, internetten alıntılanarak derlenmiştir…

    Bir ülkenin geleceği mühendislerinin becerisi ile sınırlıdır..!
    Taklitlerimden ve WebKutlu.Com taklitlerinden sakının

  2. #2
    By.Kutlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Çevrim Dışı Patron
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Bulunduğu yer
    İzmir
    Mesajlar
    8.106
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Cevap: Tekke - Tasavvuf Edebiyatı Nazım Biçimleri: İlahi - Nefes - Deme - Nutuk - Devriye - Şathiye

    Tasavvuf edebiyatı, Halk edebiyatının "tasavvufi halk edebiyatı" türü 12’nci yüzyılda Ahmed Yesevi ile başladı. Konusu Allah'a ulaşmanın yolları, ahlak ve nefsin terbiyesidir.

    Anadolu’nun bu alandaki ilk ve en büyük şairi Yunus Emre’dir. Anadolu’da 19'uncu yüzyıla değin çeşitli tarikatlarla gelişen bu edebiyat geleneğinin sürmesinde en önemli rolü Alevi-Bektaşi ve Melami-Hamzavi şairler oynadı.

    Tasavvuf edebiyatı şairleri, yalın bir dille, hece ölçüsüyle ya da aruzun heceye yakın yalın kalıplarıyla şiirler yazdılar. Tasavvuf şiirinin genel adı, özel bestelerle okunan ve tarikatlara göre değişik isimlerle anılan ilahilerdi. Nazım birimi dörtlüktü. Ama gazel biçimde yazılmış ilahiler de vardır. Bu edebiyatın düzyazı biçimini ise evliya menkıbeleri, efsaneler, masallar, fıkralar ve tarikat büyüklerinin yaşamlarını konu alan yapıtlar oluşturur.

    Eserler dörtlük birimiyle yazılmıştır. Genellikle yarım uyak kullanılır . En büyük şairleri Yunus Emre, Hacı Bektaşi Veli, Pir Sultan Abdal, Abdal Musa, Abdû Furkan gibi önemli şairleri vardır. bu şairler tarihin ve günümüzün en önemli şairleridir. Tasavvuf felsefesine göre kainatın yaratılış sebebi tanrının kendi güzelliğini görmek ve bilinmek istemesidir. Tanrının "ol" emri ile kainat yaratılmıştır. Varlıklar tanrıdan kopma bir parçadır. Dolayısıyla Tanrı "vahded-i Vucut" yani tek varlıktır. Dolayısıyla evrendeki varlıklar asıl varlığa dönmek ister. Varlığın kendi varlığını tanrı varlığında yok etmesi tasavvufta en son aşamadır.

    Dinî-Tasavvufî Türk edebiyatı İslâmiyet’in ve Tasavvufun etkisiyle ortaya çıkmıştır. İslâmiyet'in kökleşip yayılmasında büyük etkisi olan tasavvuf, zamanla edebî eserlerde de işlenmiş, din ve tasavvuf, edebiyat aracılığıyla yayılmaya çalışılmıştır. Dinî -Tasavvufî Türk edebiyatına Tekke edebiyatı da denir. Dinî -Tasavvufî Türk edebiyatında asıl olan sanat yapmak değil, dinî-tasavvufi düşünceyi yaymaktır. Tekke şairlerinin çoğu tarikatlarda yetişmiş şeyh ve dervişlerdir. Tekke şiiri, halk şiirinden de divan şiirinden de nazım şekilleri almıştır.

    En belirgin özellikleri şunlardır:

    * Kurucusu 12. yüzyılda Doğu Türkistan'da yetişen Hoca Ahmet Yesevi'dir.
    * Tekke Edebiyatı, Anadolu'da 13. y.y.'dan itibaren gelişmiştir.
    * Bu edebiyat şairleri tarikat merkezi olan tekkelerde yetişmiştir.
    * Nazım birimi genellikle dörtlüktür.
    * Hem aruz hem hece vezni kullanılmıştır.
    * Şiirlerin çoğu ezgilidir.
    * Allah, insan, felsefe, doğruluk, ibadet gibi konular işlenmiştir.
    * İlahi, nefes, nutuk, devriye, sathiye, deme gibi nazım şekilleri kullanılmıştır.
    * Dili Âşık Edebiyatı'na göre ağır, Divan Edebiyatı'na göre sadedir.
    * Âşık, maşuk, şarap, saki gibi mazmunlara yer verilmiştir.

    Yüzyıllara göre bu edebiyatın en önemli temsilcileri şunlardır:


    * 12.yy.: Hoca Ahmet Yesevi
    * 13.yy.:Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli
    * 14.yy.:Kaygusuz Abdal
    * 15.yy.: Hacı Bayram-ı Veli, Eşrefoğlu Rumi
    * 16.yy.: Pir Sultan Abdal
    * 17.yy.: Niyaz-ı Mısrî, Sinân-ı Ümmî, Hüdâi
    * 18.yy.: Sezai
    * 19.yy.: Kuddusi, Turâbi

    Bu özelliklerin dışında kalan; eserlerini aruz ölçüsüyle ve Divan Edebiyatı diliyle, hatta tamamıyla Arapça-Farsça yazan tasavvufçular da vardır. Örneğin Mevlana Anadolu’da yetişen ilk ve en büyük Türk mutasavvıf olduğu halde eserlerini Farsça yazmıştır. Şeyh Galip, Divan tarzında eser verdiği için Tekke Edebiyatı çerçevesinde düşünülmez, Di-van Edebiyatı mensubu sayılır.

    Bir ülkenin geleceği mühendislerinin becerisi ile sınırlıdır..!
    Taklitlerimden ve WebKutlu.Com taklitlerinden sakının

   Benzer Konular
  1. Tasavvuf Edebiyatı..:::::...........

    By a.emin43 in forum Edebiyat
    Cevaplar: 0
  2. TASAVVUF NEDİR? edebiyat

    By a.emin43 in forum Edebiyat
    Cevaplar: 0
  3. Dini Sohbetler - Tasavvuf Nedir?

    By By.Kutlu in forum Dini sohbetler
    Cevaplar: 0
  4. Cevaplar: 0