1. Büyük ve Küçük Harflerin Kullanımı
Alfabemizde (Lâtin alfabesi) her harfin bir büyük, bir de küçük şekli vardır. Yazıda yaygın olarak küçük harf kullanılır. Ancak belirli yerlerde büyük harf kullanılmalıdır.
Büyük harfle küçük harf arasında okunuş olarak fark olmasa da yazılış olarak büyük farklar vardır.
Büyük ve küçük harflerin kullanımı ile ilgili kurallar şunlardır:
Her cümlenin ilk kelimesi büyük harfle başlar. Büyük harfle başlamayan bir kelime dizisi, öncesi yazılmamış ya da silinmiş bir cümle zannedilebilir.
"Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin!"
"Ömür, yarınlara bağlanan ümitlerle geçip gitmekte, gafilcesine kavgalarla, gürültülerle, didinmelerle tükenip durmadadır. Sen aklını başına al da, ömrünü, şu içinde bulunduğun bugün say." (Mevlâna)
" Noktayla, iki noktayla, üç noktayla, soru ve ünlem işaretleriyle biten cümlelerden sonra gelen cümleler büyük harfle başlar.
-Ah, bilsen biz senin ıstırabını ne iyi anlıyoruz! Biz ki her şeyi görür ve anlarız. Düşün, bir elbiseyle bir vücut arasındaki esrarlı rabıtayı düşün. O elbise ki terzinin elinden vücudun basit hendesesine göre yapılmış mânasız bir kalıp hâlinde çıkar ve sonra bir vücuda yapışıp onun bütün hareketleriyle yaşamaya başlayınca ne hâle gelir, düşün! Başlangıçta hiçbir şey ifade etmeyen elbiseler atılacağı güne kadar vücudun her hareketini saniyesi saniyesine kaydeden korkunç bir hâfızadır. Birçok oturuş şekillerinin kabarttığı diz kapaklarımızı düşün! Her duygunun hususi bir biçim verdiği omuzlarımızı düşün! Kambur vaziyetlerinde nasıl arkaya toplandığımızı, bütün mafsal yerlerinde nasıl halkalaştığımızı düşün! Vücudun sonsuz hareketleri içinde bize düşmeyen pay hangisidir? Bunların içinde sefaletlerin, açlıkların, ihtirasların, cinayetlerin, coşkunlukların, kahkahaların alnımıza çizdiği hep hususî bir çizgi vardır. İnsanlar sanırlar ki, bizim üstümüzdeki her çizgi, her intiba, bir diğer çizgi veya intiba ile silinir, hepsi birbirine karışır, manasız bir halita olur ve sonunda biz eskimiş bulunuruz. Eskiriz, fakat insanlardan evvel eskidiğimiz için onlardan daha ince ve hassas olan biz, bütün çizgiler ve intibalarımızı hep birbirinin içinde saklarız. Bu böyle bir halitadır ki, bunun düğümünü ele geçirebilen göz onu çözdükçe, doğumumuzdan ölümümüze kadar bütün hayatımızı, zamanın atomları içinde sıkıştırır ve bu korkunç, ah, bu korkunç hafıza küpü içinde, mazinin, birbirinin üstünden akan küçük yılanlar hâlinde nasıl kaynaştığını görür. Fakat o göz kimde vardır? Kimsede... Yalnız bizde... Biz, ki her şeyi görür ve anlarız, seni görüyor ve anlıyoruz... Bize artık hikâyeni anlatma!... Ne lüzum var? Biz onu biliyoruz. Ben sana kendi hikâyemi ne diye anlatayım? Sen de onu bilirsin. Beni bir ölünün üstünden çıkardılar. Burada satın alacak adam bekliyorum. Öbürü tıpkı benim gibi, bugün bir ölünün üstünden çıkmadıysa yarın ikinci gün veya üçüncü gün çıkacak. Düşün, düşün, biz insanlardan evvel eskidiğimiz hâlde kaç insan eskitiyoruz? Bizim ıstırabımızı düşün! Biz vücutsuz kalan bir elbise miyiz, yoksa elbisesiz kalmış bir ıstırabın vücudu mu? (Necip Fazıl, Eski Elbiselerin Hafızası)
Orhun Kitabesi'nde Türk hakanı şöyle diyor: Türk Tanrısı, Türk milleti yok olmasın diye atalarımı gönderdi ve beni gönderdi. Ben hakan olunca gündüz oturmadım, gece uyumadım. (Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları)
"Bu işaretler asıl cümlenin içinde, yani iç cümlede ise sonraki kelime büyük harfle başlamaz:
"Durun!" diye bağırdı annem.
Bu kez çocuk, "Bu peri midir, melek mi?" diye düşünerek, öğretmene hayranlıkla baktı.
"İki noktadan sonra cümle gelmiyorsa, örnekler sıralanıyorsa bunlar büyük harfle başlamaz:
Bazı mastarlar kalıcı nesne adı olmuşlardır: yemek, çakmak, dolma, dondurma, kavurma, buluş...
"Örneklerle başlayan cümleler de büyük harfle başlar:
Bilgisayar, sinema, tiyatro, internet, fotoğraf gibi hobiler, pahalılık yüzünden lüks gibi görülmektedir.
"Cümle içerisinde başkasından aktarılan ve tırnak içinde verilen cümleler de büyük harfle başlar:
Atatürk gençliğe seslenirken ilk önce "Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir." demektedir.
"Tırnak içinde verilen söz tam bir cümle değilse veya cümlenin baş kısmı verilmemişse büyük harfle başlamaz.
Nabi'nin "......... var içinde" redifli gazeli açıklanacak.
"İki kısa çizgi veya iki virgül arasında verilen ara sözler, ara cümleler, açıklama cümleleri büyük harfle başlamaz.
Bu konuda kararlı olduktan sonra -geç karar vermiş olsan da- başarıya ulaşırsın.
Başımın ağrısı yazları -sıcaklardan olmalı- daha da artar.
Kalıcı konutları bu yıl sonuna kadar -geçen seneki lâf- yetiştireceklermiş.
Çıkmamız gereken uygar milletler seviyesini -ki bu seviyeye hâlâ çok uzağız- Mustafa Kemal hedef olarak göstermişti bize.
Bu işi 2000 sununa kadar bitireceklerini -inanılacak gibi değil- söylüyorlar.
Bu adam, seni temin ederim, sahtekârın biridir.
Cihan yıkılsa, emin ol, bu cephe sarsılmaz.
"Rakamla başlayan cümlelerde rakamdan sonra gelen kelime büyük harfle başlamaz.
1998 yılında ortaokulu bitirdim.
] Şiirde her mısra (birkaç mısra bir cümle oluştursa da) büyük harfle başlar. Küçük harfle başlatılmış bir mısraın ilk kelimesi veya kelimeleri silinmiş veya yazılmamış zannedilebilir. Günümüz şiir kitaplarında bu kurala çoğunlukla uyulmamaktadır:
...
Bir de baharlar bilirim,
Apartman odalarında büyüyen çocukların bilmediği bilemeyeceği.
Anadolu bozkırlarında
İstanbul'dan çıkıp, Diyarbekir'e doğru, tekerleri
Yamalı asfaltları bir ağustos susuzluğuyla içen
Cesur otobüs pencerelerinden
Bilinçsiz bas kaymasıyla görülen
Evrensen kadınların iki büklüm çapa yaptıkları tarla kenarlarında
Çıplak ayakları yumuşak topraklara batmış ırgat çocuklarının
Bir ellerinde bayat bir ekmeği kemirirken
Diğer ellerinde sarkan yemyeşil bir soğanla gelen.
] Bütün özel isimler (özel ismi oluşturan her kelime ve onları niteleyen, tanıtan unvanlar) büyük harfle başlar. Büyük harfle başlamazsa cins ismi zannedilebilirler:
" Kişi adları ve soyadları, takma adlar, kişi adlarından önce ve sonra gelen saygı sözleri, unvanlar ve meslek adları, tarihî kişilerin adlarından önce gelen unvan ve lâkaplar büyük harfle başlar:
Ali, Meltem, Mehmet, Meral, Yasemin, Uğur, Barkın...
Binbaşı Ömer, Doktor Kenan, Mütercim Asım, Ankaralı Âşık Ömer...
Mustafa Kemal Atatürk, Mehmet Akif Ersoy, Nazım Hikmet Ran, Yavuz Bülent Bakiler, Kâmuran İnan, Victor Hugo, Halil Cibran...
Nedim, Fuzulî, Bakî, Muhibbî (Kanuni), Demirtaş (Ziya Gökalp), Tarhan (Ömer Seyfettin), Aka Gündüz (Hüseyin Avni, Eniz Avni), Kirpi (Refik Halit), Deli Ozan (Faruk Nafiz), Halide Salih (Halide Edip), Server Bedi (Peyami Safa), İrfan Kudret (Cahit Sıtkı), Mehmet Ali Sel (Orhan Veli)...
Sayın Kenan Evren, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Hamdi Bey, Mustafa Efendi, Zeynep Hanım, Bay Ali Çiçekçi, Prof. Dr. Mehmet Kaplan, Doktor Behçet Uz, Mareşal Fevzi Çakmak, Yüzbaşı Cengiz Topel...
Fatih Sultam Mehmet, Mimar Sinan, Yavuz Sultan Selim, Genç Osman, Deli İbrahim, Avcı Mehmet, Nişancı Mehmet Paşa, Aslan Yürekli Richard, Deli Petro...
"Akrabalık adları bildiren kelimeler büyük harfle başlamaz. Ancak akrabalık kelimeleri başta gelirse büyük harfle başlar.
Fahriye abla, Ayşe teyze, Numan amca...
Nene Hatun, Baba Gündüz, Dayı Kemal...
"Resmî yazılarda saygı bildiren sözlerden sonra gelen makam mevki, unvan bildiren kelimeler büyük harfle başlar:
Sayın Bakan, Sayın Başkan, Sayın Profesör, Sayın Vali...
" Kurum, kuruluş, kurul, müessese, makam, üniversite isimleri:
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Mamak Anadolu Lisesi, Yeşilay Derneği, Türk Dil Kurumu, Ege Üniversitesi, Kars Valiliği, Mamak İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü, Bakanlar Kurulu, Emek İnşaat, Millî Kütüphane, Türk Ocağı...
"Kurum, merkez, bakanlık, üniversite, fakülte, bölüm vb. ifade eden kelimelerden herhangi biriyle belli ve özel bir kurum, kuruluş vb. kastedildiği zaman bu kelime büyük harfle başlatılabilir:
Bu yıl Meclis yine boş, faydasız ve sadece milletvekillerinin işine gelecek şeylerle uğraşacak gibi.
Son yıllarda Bakanlık, kendi elemanları aleyhine çalışmaya başladı.
" Millet, kavim, boy, oymak, din, mezhep isimleri ve bunlara mensup olanlara verilen isimler:
Türk, Türkler, Yunan, İngiliz, Çeçen, Ruslar, Alman, Arap...
Oğuz, Kazak, Tatar, Özbek, Tacik...
Müslüman, Musevî, Hıristiyan...
Müslümanlık, İslâm, Musevîlik, Hıristiyanlık...
Şiilik, Budizm, Malikîlik, Hanefîlik...
Hanefî, Şafiî, Alevî, Budist, Katolik...
"Din ve mitoloji kavramlarını karşılayan özel adlar büyük harfle başlar. Bazı dinî kavramlar küçük harfle başlar. Tanrı kelimesi özel isim olarak kullanılmıyorsa küçük harfle başlar:
Allah, Tanrı, Cebrail, Zeus, Kibele...
cennet, cehennem, uçmak, tamu, sırat köprüsü...
Eski Yunan tanrıları...
" Dil ve lehçe isimleri:
Türkçe, Farsça, Fransızca, Macarca, Fince, Tibetçe, Kırgızca, Özbekçe, Tatarca, Oğuzca...
" İl, İlçe, Semt, mahalle, cadde, bulvar, sokak, pasaj, çarşı, park isimleri (bunlarda geçen tüm kelimeler) büyük harfle başlar:
Sivas, Ankara, İstanbul, Mamak, Yenişehir, Şirinevler, Dikimevi, Atatürk Bulvarı, İvedik Caddesi, Gönül Sokak, Şaziyem Pasajı, Kuyumcular Çarşısı, Güvenpark, Altınpark, Kuğulu Park...
"Saray, köşk, han, kale, köprü, anıt vb yapı adlarına ait bütün kelimeler büyük harfle başlar:
Topkapı Sarayı, Çankaya Köşkü, Ankara Kalesi, Galata Köprüsü, Atakule...
" Devlet, ülke ve bölge isimleri:
Türkiye, Türkiye Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri, Afganistan, İran, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti...
Batı Almanya, Batı Trakya, Güney Yemen, Doğu Avrupa, Doğu Anadolu Bölgesi, İç Anadolu (Bölgesi), Ege, Marmara...
Not: Yön bildiren kelimeler bir bölge veya ülke adından önce gelirse büyük, sonra gelirse küçük yazılır.
Kuzey Kıbrıs'a tatile gittik.
Kıbrıs'ın kuzeyine tatile gittik.
Doğu Anadolu'nun coğrafyası...
Anadolu'nun doğusundaki dağlar...
" Kıta isimleri:
Avrasya, Asya, Avrupa, Afrika, Amerika, Antarktika, Arktika, Avustralya.
" Deniz, okyanus, göl, akar su, boğaz, geçit isimleri:
Akdeniz, Karadeniz, Manş Denizi, Büyük Okyanus, Atlas Okyanusu
Van Gölü, Hazar Denizi, Beyşehir Gölü, Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya, Seyhan, Fırat, Nil, İstanbul Boğazı,Panama Geçidi, Süveyş Kanalı ...
" Dağ, tepe, ova, yayla isimleri:
Elmadağ, Uludağ, Ağrı Dağı, Erciyes (dağı), Everest Tepesi, Çukurova, Konya Ovası...
Dikkat!
"Çanakkale Boğazı, Gülek Geçidi, Haymana Ovası, Konya Ovası, Van Gölü, Ağrı Dağı" gibi her iki harfi de büyük yazılan özel isimlere dikkat edilirse, birinci kelimenin zaten il olarak mevcut olduğu; ikinci kelime eklenince oluşan ismin o ile ait ama yeni ve özel bir varlığı karşıladığı görülür. Yani iki kelime birden kastedilen varlığa aittir. Meselâ Çanakkale Boğazı sadece Çanakkale kelimesiyle ifade edilemez.
Hâlbuki Hürriyet gazetesi, Marmara denizi, Altay dağları, Nil nehri, Ankara şehri, Fırat nehri, Erciyes dağı gibi örneklerde birinci kelime büyük, ikinci kelime de küçük harfle başlamaktadır. Bunun sebebi bu kelimelere eklenen ikinci kelimelerle yeni bir özel isim oluşturulmuş olmamasıdır. Hürriyet zaten bir gazete adı; Nil zaten bir nehir adı; Ankara zaten bir şehir adı; Erciyes zaten bir dağ adıdır. Erciyes dağı, Erciyes kelimesi ile de ifade edilir.
" Gezegen ve yıldız adları büyük harfle başlar. Ancak dünya, güneş ve ay kelimeleri terim olarak (astronomi ve coğrafya terimi) kullanılıyorsa özel isim olduğu için büyük; diğer anlamlarında (gerçek, mecaz, yan, eş, deyim vb.) kullanılıyorsa cins ismi olduğu için küçük harfle başlar:
Merih, Mars, Jüpiter, Venüs, Küçükayı, Halley...
Ay'ın yakından çekilmiş fotoğrafları insanlığı pek şaşırtmıştı.
Yazın Güneş ışınları Dünya'ya dik olarak gelir.
Türkiye'nin birçok yerinde insanlar Güneş tutulmasını seyretti.
Sabahtan beri dünya kadar yer dolaştık.
Şair sevgilisinin yüzünü aya benzetir. (ayın kendisine değil, görünüşüne)
" Kitap, gazete, mecmua, eser, kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge isimleri büyük harfle başlar. Bunlara dahil olmayan kelimeler küçük harfle başlar:
Tercüman (gazetesi), Zaman (gazetesi); Nokta (dergisi), Aktüel (dergisi); Türk Dili (dergisi), Virgül; Yaprak Dökümü, Semerkant; Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, Türk Ansiklopedisi; Halı Dokuyan Kızlar (tablosu), Düşünen Adam (heykeli), Medenî Kanun, Borçlar Hukuku...
" Hayvanlara takılan özel isimler:
Düldül, Sarıkız, Fino, Tekir, Karabaş, Yumoş, Minnoş...
"Yer ve millet adlarıyla kurulan birleşik kelimelerdeki özel adlar büyük harfle başlar.
Antep fıstığı, Brüksel lâhanası, Hindistan cevizi, İngiliz anahtarı, Maraş dondurması, Van kedisi...
] Yazı başlıkları, konu adları büyük harfle başlar:
İmlâ Kuralları, Dil Bilgisinin Bölümleri, 19. Yüzyılda Türk Edebiyatının Seyri...
] Gazete ve dergiler konu başlıklarında sadece ilk kelimeyi büyük harfle başlatırlar:
Kamyon eve girdi, Büyük seçim yarın...
] Kitap, gazete, dergi isimleriyle konu başlıklarındaki "ile, ve, de, ya da, ki" bağlaçlarıyla soru ekinin küçük yazılması gerekir:
Başarmak ve Kazanmak, Türk Dili ve Edebiyatı, Karga ile Tilki, Ya Devlet Başa ya Kuzgun Leşe, Ben de Yazdım...
] Kitap, gazete, dergi isimleri ve konu başlıkları -dikkat çekmek için- bütünüyle büyük harfle yazılabilir. Bu durumda aralardaki "ile, ve, de, ya da, ki" bağlaçlarıyla soru ekinin küçük yazılması gerekir:
Başarmak ve Kazanmak, Türk dili ve edebiyatı, karga ile tilki...
(Başka bir bilgi: Yazı başlıkları tamamen büyük harfle yazılmışsa, bağlaçlar da tamamen büyük harfle yazılır. Başlıkların sadece baş harfleri büyük yazılmışsa, bağlaçlar küçük harfle başlar.)
] Mektuplarda ve resmî yazılarda hitapların ilk kelimeleri büyük harfle başlar:
Aziz kardeşim, Canın anneciğim, Sevgili kardeşim Hakan...
] Ay ve gün adları, belirli bir tarih belirttiğinde büyük; bunun dışında küçük harfle başlar:
Bu yıl 2 Eylül'de döneceğiz.
15 Kasım 1999 Pazartesi günü konferans yapılacak.
Bu yıl temmuz sıcaklarında kavrulduk.
Bu sokakta salı günleri pazar kurulur.
]Levhalar ve açıklama yazıları büyük harfle başlar. Yazı birkaç kelimeden oluşuyorsa ilk kelime büyük harfle başlar. Yazı rakamla başlamışsa ondan sonraki kelime küçük harfle başlar.
Giriş, Çıkış, Müdür, Müdüriyet, Vezne, Başkan, Doktor
Otobüs durağı, Şehirler arsı telefon...
III. kat, IV. sınıf, I. blok...
]Kurultay, sempozyum, panel vb toplantıları bildiren özel adlar büyük harfle başlar:
Manas Bilgi Şöleni, Uluslar Arası Türk Dili Kurultayı...
]Millî ve dinî bayramlarla bayram niteliği kazanmış günler büyük harfle başlar. Ancak genel nitelik arz edenler küçük harfle başlar:
Cumhuriyet Bayramı, Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Nevruz Bayramı, Anneler Günü, Öğretmenler Günü, Tıp Bayramı,
tiyatro günü, kitap haftası, film haftası, sağlık haftası, dil kurultayı.
] Çağ, dönem ve tarihî olay adları büyük harfle başlar:
Cilâlı Taş Devri, İlk Çağ, Millî Mücadele, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı...
] Özel isimlerden türetilen isim, sıfat ve fiiller büyük harfle başlar ve ekleri de kesme işareti ile ayrılmaz. Bu özel isimler türetilen kelimenin içinde kalıyorsa büyük harfle başlamaz:
Türkleşmek, İslâmlaşmak, Türkolog, Darvinci, Sivaslı, Ankaralı, Türkçecilik, Avrupalı...
Panislâmizm, Panturanizm, Pantürkizm...
"Özel isim kendi anlamı dışında yeni bir anlam kazanmışsa küçük harfle başlar. Müzik terimleri için de bu geçerlidir:
acem, acemi, hicaz, nihavent, amper, jul, allahlık, donkişotluk...
acembuselik, acemaşiran, bayatî, hicazkâr, türkü, varsağı...
2. Kısaltmaların Yazımı
Kısaltma; bir kelime, terim veya özel adın içerdiği harflerden biri veya birkaçı ile daha kısa olarak ifade edilmesi ve sembolleştirilmesidir. Yapılan kısaltmaların benimsenmesi, yaygınlaşması ve herkes tarafından anlaşılması gerekir.
AA, AB, ABD, age., AGİK, AIDS, aids, AKM, Alb., Alm., anat., AOÇ, AP, APS, Apt., Ar., Ar. Gör., ark., Asb., ASELSAN, Asist., ASKİ, AŞTİ, AT, Atğm., ATO, AÜ, AÜ, AÜ, Av., B (batı), B. (bay), bağ., BAĞ-KUR, BBC, BCG, BDT, bk. (bakınız), BM, Bn. (bayan), BOTAŞ, Bşk., C. (cilt), DGM, dm, EKG, ed. (edebiyat), FIFA, Fr., g, GAP, gr, HABITAT, Hz., İETT, KBB, km, l, m, Mah., MKE, No. veya Nu., öl., sn (saniye), TIR, TL, yy., zool.
" Kurum, kuruluş, müessese, makam, üniversite adlarının kısaltmalarında bütün harfler büyüktür. Harfler arasına nokta koymaya gerek yoktur.
TRT, TBMM, İTÜ, DSİ, TDK, TTK, MEB, AÜ DTCF, DAÜ, D, B, K, G, KB, GB, KD, GD (son sekizi yön adı)
Bu kısaltmalardan sonra gelen çekim ekleri kesme ile ayrılır. Ekler son harfin okunuşuna göre belirlenir; kelimenin uzun şeklinin okunuşuna göre değil:
MEB'e, TBMM'nin, DTCD'ne değil DTCF'ye, İTÜ'nden değil İTÜ'den
]Bazı kısaltmalar da kelime gibi oluşturulmuştur.
ASELSAN, BOTAŞ, İLESAM, SEKA, TÖMER, TEDAŞ
Bunlara getirilen ekler de düz okunuşa göre belirlenir:
ASELSAN'da, BOTAŞ'a, İLESAM'ın, SEKA'nın, TÖMER'den, TEDAŞ'ta
]Nokta kullanılan kısaltmalar da vardır. Bunlardan sonra getirilen ekler kesmeyle ayrılmaz:
K.K.K., M.Ö., M.S., P.K., T.C.
" Özel isim veya unvan olan bir kelime birkaç harfle kısaltılıyorsa yalnız ilk harf büyük yazılır.
Prof., İst., Doç., Dr., Av., Alb., Gen.
Alm. (Almanca), İng., Kocatepe Mah., Güniz Sok.
Bu kısaltmalara ek getirilirken kelimenin uzun şeklinin okunuşu esas alınır; ekler kesmeyle ayrılmaz:
İst.da, Alm.yı, İng.ye
" Özel isim olmayan kelimelerin kısaltması küçük harfle başlar.
C. (cilt), s. (sayfa), bkz.(bakınız), vb. (ve benzeri), vs. (ve saire), is. (isim), sf. (sıfat), hz. (hazırlayan), çev. (çeviren), ed. (edebiyat), fiz. (fizik), kim. (kimya)
Bu kısaltmalara ek getirilirken kelimenin uzun şeklinin okunuşu esas alınır; ekler kesmeyle ayrılmaz:
vb.leri, vs.den, is.ler, sf.lar, hz.da, çev.e, ed.ı, fiz.le, kim.da
"Elementlerin ve ölçülerin kısaltmalarında nokta kullanılmaz:
C, Ca, Fe, m, mm, cm, km, g, kg, l, mg...
Bu kısaltmalara ek getirilirken kelimenin uzun şeklinin okunuşu esas alınır; ekler nokta kullanılmadığı için kesmeyle ayrılır:
m'ye, mm'de, cm'yi, km'ye, g'dan, kg'dan, l'de, mg'ı
"Sert sessizle biten kısaltmalara ünlüyle başlayan ek getirildiğinde okunuşta sondaki sert ünsüz yumuşamaz:
AGİK'in (agiğin değil agikin), TÜBİTAK'a (tübitağa değil tübitaka)
Ancak "birlik" kelimesiyle kurulan kısaltmalarda yumuşama görülür:
ÇUKOBİRLİK'e (çukobirliğe)
3. Ek-Fiilin Yazımı
Ek-fiil isimlerin yüklem olmasını sağlayan ektir..
a. Ek-fiil (imek fiili) eklendiği kelimeye bitişik de yazılabilir ondan ayrı da... Ama genellikle bitiştirilir. Ayrı yazıldığı zaman ünlü uyumlarına uyup uymadığına bakılmaz. Bitişik yazılan ek-fiil "büyük ve küçük ünlü uyumu" kurallarına uyar.
1. Sessiz harfle biten kelimeye bitiştiriliyorsa, başındaki "i" düşer:
rahatsız idim>rahatsızdım,
çocuk ise>çocuksa,
Serkan imiş>Serkan'mış,
koşar iken>koşarken
Suçlanan ben imişim>benmişim
Biz imişiz>bizmişiz
Meğer sen ne çalışkan imişsin>çalışkanmışsın
Çalışkan imişsiniz>çalışkanmışsınız
Adam yirmi yıldır evine hasret imiş>hasretmiş
2. Sesli harfle biten kelimeye bitiştiriliyorsa, başındaki "i" düşer ve yerine "y" kaynaştırma harfi gelir:
Bir güzelin hayranı i-di-m>hayranıydım, hayranı idik>hayranıydık
Zeki idi>zekiydi
Ali imiş>Ali'ymiş,
Hasta ise>hastaysa,
Nöbetçi iken>nöbetçiyken,
Merhametli imişler>merhametliymişler
Merhametliler imiş>merhametlilermiş
b. Fiillere getirildiğinde onların birleşik zamanlı çekimlerini yapmayı sağlayan ek-fiil bitişik de ayrı da yazılabilir:
çalışmış i-di-k>çalışmıştık
okuyor i-se>okuyorsa
okuyor i-miş-ler/okuyorlar imiş>okuyorlarmış
4. "ile" Edatının (Hem edat, hem bağlaç)Yazımı
Edat ve bağlaç olarak kullanılır.
Yazılışları bakımından aralarında fark yoktur.
Bu kelime kendinden önceki kelimeye bitişik de yazılabilir, ondan ayrı da...
Bitişik yazılan "ile" kelimesi "büyük ve küçük ünlü uyumu" kurallarına uyar. Ayrı yazıldığında ünlü uyum kuralları aranmaz:
arabası ile>arabasıyla, konu ile>konuyla,
annem ile babam>annemle babam
Ünlüyle biten kelimelere bitiştirildiğinde, baştaki "i" ünlüsü düşer ve yerine "y" kaynaştırma harfi gelir:
Bora ile>Bora'yla, sopa ile>sopayla, dava ile>davayla, arkadaşı ile>arkadaşıyla, dolayısı ile>dolayısıyla...
Ünsüzle biten kelimelere bitiştirildiğinde, sadece baştaki "i" ünlüsü düşer, büyük ünlü uyumuna göre "la" veya "le" şeklinde kullanılır.
Murat ile>Murat'la, cam ile>camla, deve ile>deveyle...
5. "mi" Soru Ekinin Yazımı
Hem isimlere hem de fiillere getirilen bir çekim ekidir.
" "-mİ", kendinden önceki kelimden her zaman ayrı (bir kelime gibi) yazılır:
Gelecek miydin? (fiile)
Sen misin? (isme)
Geldi mi?, okuyor mu?, onlar mı?, özgün mü?...
Sen burada mısın?
Bizi duyuyor musunuz?
İzmir mi yoksa İstanbul mu daha güzel?
Ağlasam sesimi duyar mısınız mısralarımda?
" Eklendiği kelimenin son sesine, dolayısıyla büyük ve küçük sesli uyumu kurallarına uyar:
Salı mı? Sen mi? O mu? Ölü mü?
" Soru ekinden sonra gelen ekler kendisine bitişik yazılır.
Seni çağıran bu çocuk muydu?
" Soru anlamı vermediği zamanlarda da ayrı yazılır.
Yağmur yağdı mı dışarı çıkmak isterim.
Güzel mi güzel bir evi var.
6. "dE" Bağlaının ve "-dE" Hâl Ekinin Yazımı
"de" bağlacı ve "de" eki birbirinden kolayca ayırt edilebilir. Aşağıda, dikkat edilmesi gereken noktalar da verilmiştir.
a. "dE" Bağlacı
Her zaman kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı ve "de, da" şeklinde yazılır; bitiştirilmez, "te, ta" şeklinde yazılmaz.
"ya" ile birlikte kullanıldığında da ayrı yazılır: "ya da"
İsimlerden sonra da kullanılabilir, fiillerden sonra da.
Kelimenin son hecesine kalınlık-incelik bakımından uyar. Ama ünsüz uyumuna bağlı değildir, yani -te, -ta şekilleri yoktur.
Gölgende ban da bana da yer ver.
Ateşten kızaran bir gül arar da
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi.
Bu soruyu Ali de mi bildi?
Sorsan da söylemem.
Çalış da çalış...
Büyüyecek de bana bakacak.
Çalışıp da kazanacaksın.
Alacak ya da almayacak.
b. "-dE" Hâl Eki
İsim çekim eklerindendir.
İsmin bulunma hâlini yapan hâl ekidir.
Yer ve zaman bildirir.
Sesli uyumlarına uyar.
"dE" bağlacının yalnız "de", "da" biçimleri varken; "-dE" hâl ekinin "-de", "-da", "-te", "-ta" biçimleri vardır. Bunun sebebi ekin bitişik yazılıyor olmasıdır.
Yapım eki olarak da kullanılabilir:
Eski İstanbul'da ne güzel günler yaşanmış.
Saat yedide mi gelecekmiş?
Her şey yerli yerinde.
Suyu bir yudumda içti.
Siz ayakta kaldınız.
Çamaşırları elde yıkıyormuş.
Yılda yirmi gün izni var.
Yüzde yetmiş başarı vardı.
Ayda yılda bir uğrar oldu.
Elde avuçta ne varsa bitti.
Parmak kalınlığında yaprakları var.
Peyami Safa'nın "Sözde Kızlar"ını okudun mu?
7. "ki" Bağlacının, "-ki" İlgi Zamirinin ve "-ki" Yapım Ekinin Yazımı
Aşağıda bu bağlacın ve iki ekin birbirinden ayırt edilmesi için dikkat edilmesi gereken noktalar da verilmiştir.
a. "ki" Bağlacı
Sadece "ki" biçimi vardır.
Kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı yazılır.
Türkçe değil, Farsça bir bağlaçtır ve Türkçe cümle yapısına aykırı olarak kullanılır.
"ki" ile başlayan bir ara cümle asıl cümlenin içinde kısa çizgiler arasında verilebilir:
Bu ezanlar -ki şahadetleri dinin temeli-
Yağmur yağmadı ki mantarlar ortaya çıksın.
Atatürk diyor ki: ...
Bir şey biliyor ki konuşuyor.
Ben ki hep sizin için çalıştım.
Sınavı kazanabilir miyim ki...
Baktım ki gitmiş.
Ancak bu bağlaç birkaç örnekte kalıplaşarak bitişik yazılmaktadır.
belki, çünkü (ünlü uyumuna girmiş), hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki.
b. "-ki" İlgi Zamiri
Ek hâlindeki tek zamirdir.
Eklendiği kelimeye -ki sadece isim tamlamasında tamlayana eklenir- bitişik yazılır ve bir ismin (tamlananın) yerini tutar.
Büyük ve küçük ünlü kurallarına uymaz; sadece -ki şekli vardır:
senin kalemin>seninki, Ali'nin eli>Ali'ninki, onun düşüncesi>onunki...
c. "-ki" Yapım Eki
İsimlere eklenerek yer ve zaman bildiren sıfatlar türeten ektir.
Zaman bildiren kelimelerin sonuna doğrudan eklenirken, yer bildiren sıfatlar türetirken
"-dE" hâl ekiyle birlikte kullanılır.
Sadece -ki ve az da olsa -kü şekilleri vardır:
bu yılki sınav, yarınki maç, dünkü film, bugünkü aklım...
masadaki kitaplar, duvardaki saat, evdeki hesap...
8. Birleşik Kelimelerin Yazımı
İki ya da daha fazla sözcüğün, yeni anlamda bir sözcük oluşturması için birlikte kullanılmasına "birleşme" denir. Birleşme sırasında sözcüklerde anlam, tür ve ses değişiklikleri olabilir:
* Birleşme sırasında sözcüklerde ses aşınması ya da ses türemesi olabilir.
pazar - ertesi -> Pazartesi
sütlü- aş -> sütlaç
his etmek -> hissetmek
af olmak -> affolmak
* Birleşme, farklı türdeki sözcüklerin farklı biçimlerde kullanılmasıyla oluşabilir:
Hanımeli (belirtisiz ad tamlaması biçiminde)
Atatürk (eksiz iki ad)
Akciğer (sıfat tamlaması biçiminde)
Mirasyedi (bir isim, bir çekimli fiil)
Gökdelen (bir isim, bir fiilimsi)
Birkaç (iki sıfat)
Biçerdöver (iki çekimli fiil)
Çıtçıt (ikileme)
Bakakalmak (iki fiil)
* Birleşme sırasında sözcükler anlamlarını yitirebilir:
bal arısı (iki sözcük de anlamını taşıyor)
suböreği (birinci sözcük anlamını yitir*miş)
rüzgârgülü (ikinci sözcük anlamını yitir*miş)
aslanağzı (iki sözcük de anlamını yitir*miş)
a. Anlam kayması yoluyla kurulan bileşik sözcükler bitişik yazılır:
Akbaba, suçiçeği, devetabanı
b. Ses değişimi yoluyla oluşmuş bileşik sözcükler bitişik yazılır:
Güllaç (güllü aş), Kahvaltı (kahve altı), Niçin (ne için)
c. Tür değişmesi yoluyla oluşmuş bileşik sözcükler bitişik yazılır:
mirasyedi, uyurgezer, sıkboğaz
d. Yardımcı birleşik eylemler, bileşme sırasında ses değişikliği olmuşsa bitişik; ses değişikliği olmamışsa ayrı yazılır:
hal-olmak, zan-etmek, seyir-etmek, kayıp-olmak, fark-etmek, muhtaç-olmak
-> hallolmak -> zannetmek -» seyretmek
-> kaybolmak -» fark etmek -»muhtaç olmak
e. Kurallı birleşik eylemler her zaman bitişik yazılır
anlayıvermek, görebilmek, uyuyakalmak, düşeyazmak
Anlamca kaynaşmış birleşik fiiller bitişik yazılır:
vazgeçmek, başvurmak, hoşgörmek
Detaylı bilgi için ayrıca bakınız>>> Birleşik Kelimelerin Yazımı
9. İkilemelerin Yazımı
İkilemeler genellikle ayrı yazılır. Araya hiçbir noktalama işareti de konmaz.
adım adım, ağır ağır, akın akın, allak bullak, aval aval (bakmak), cır cır (ötmek), çeşit çeşit, derin derin, gide gide, güzel güzel, karış karış, kös kös (dinlemek), kucak kucak, şıp şıp (damlamak), şıpır şıpır, tak tak (vurmak), takım takım, tıkır tıkır, yavaş yavaş.
bata çıka, çoluk çocuk, düşe kalka, eciş bücüş, eğri büğrü, enine boyuna, eski püskü, ev bark, konu komşu, pılı pırtı, salkım saçak, sere serpe, soy sop, süklüm püklüm, yana yakıla, yarım yamalak.
m ile yapılmış ikilemeler de ayrı yazılır: at mat, çocuk mocuk, dolap molap, kapı mapı, kitap mitap.
İsim durum ekleri ve iyelik ekiyle yapılan ikilemeler de ayrı yazılır: baş başa, diz dize, el ele, göz göze, iç içe, omuz omuza, yan yana; baştan başa, daldan dala, elden ele, günden güne, içten içe, yıldan yıla; başa baş, bire bir (ölçü), dişe diş, göze göz, teke tek; ardı ardına, boşu boşuna, günü gününe, peşi peşine, ucu ucuna.
Bitişik yazılan ikilemeler de vardır:
cırcır (böceği), cızbız, civciv, çıtçıt, dırdır, fırfır, fısfıs, hımhım, hoşbeş, şıpşıp (terlik), yüzgöz (olmak)...
darmadağınık, darmaduman, karmakarışık.
10. Sayıların Yazımı
Sayılar rakamla yazılabildikleri gibi harfle de yazılabilir.
]Küçük sayılar, yüz ile bin sayıları ve daha çok edebî karakter taşıyan metinlerde geçen sayılar harfle gösterilir.
İki hafta sonra, haftanın beşinci günü, üç ayda bir, dört kardeş, üçüncü sınıf, yüz yıllık tarih, bin yıldan beri...
Yaş otuz beş, yolun yarısı eder.
]Buna karşılık saat, para tutarı, ölçü, istatistik verilere ilişkin sayılar ile büyük sayılarda rakam kullanılır.
Öğleden sonra saat 17.30'da, 1.500.000 lira, 25 kilometre, 150 kg, 15 metre kumaş, 60.000.000.000 insan...
Saat ve dakikaların metin içinde harfle yazılması da mümkündür.
Saat dokuzda, dokuzu beş geçe, yediye çeyrek kala, sekizi on dakika üç saniye geçe, meselâ saat onda...
]Sayılar daha çok Arap rakamlarıyla gösterilir:
25, 150, 15.000...
Romen rakamları, yüzyıllarda, hükümdar adlarında, kitap ve dergi ciltlerinde ve kitapların asıl bölümlerinden önceki sayfaların numaralandırılmasında kullanılır. Bu tür örneklerde Arap rakamlarının (harflerinin değil) kullanılması da mümkündür. Hükümdar adlarında kullanılan rakamlar hükümdarın adından önce gelir.
XX. yüzyıl, III. Selim, XIV. Louis, V. Karl, I. Cilt...
]Rakamlardan sonra getirilen ekler kesme işareti (') ile ayrılır:
Saat 10.30'da, 1972'de, 2000'den, 12'nci...
]Sıra sayıları harfle de gösterilebilir, rakamla da:
beşinci, yirmi ikinci...
Rakamlardan sonra, sıra belirtmek üzere nokta da kullanılabilir, "-ncİ" eki de:
16., 20., XXI., 16'ncı, 121'inci, 110'uncu...
]Üleştirme sayıları harfle gösterilir:
ikişer, yedişer, dokuzar, üçer üçer, onar onar, ellişer bin lira, yüz yirmi yedişer milyon...
]Beş ve beşten çok rakamlı sayılar sondan sayılmak üzere üçlü gruplara ayrılarak yazılır. Gruplar arasına nokta da konabilir:
22 605, 111 548 600,
22.605, 111.548.600
]Sayılarda kesirler virgülle ayrılır:
15,2 5,26
]Harflerle yazılan birden fazla sayının her biri ayrı yazılır.
Yüz yirmi beş milyon, on altı, yedi yüz iki,
Ancak para ile ilgili işlem ve belgelerde (senet, çek vb.) harflerle yazılan sayıların tamamı, aralarına sonradan başka harfler konmasın diye birbirine bitişik yazılır:
onbirmilyonyediyüzaltmışikibindokuzyüzkırkaltı
11. Tarihlerin Yazımı
a. Tarihler zaman birimi olarak en kısadan en uzuna doğru sıralanır: gg.aa.yyyy:
30 Haziran 1998
30.06.1998
30/06/1998
b. Gün, ay, yıl rakamlarının arasına nokta ya da eğik çizgi konur:
11.12.1999=11/12/1999
c. Tarihlerde aylar harfle de rakamla da yazılabilir. Ayların adı harfle yazılırsa gün, ay ve yıl arasına işaret konmaz:
2 Eylül 2000=02.09.2000
12. Pekiştirmeli Kelimelerin Yazımı
Pekiştirme sıfatları ve zarfları bitişik yazılır:
dümdüz, sapsarı, mosmor, kapkara, apaçık, tertemiz, çepeçevre, sapasağlam, darmadağınık, yapayalnız, çırılçıplak, çepeçevre
13. Düzeltme İşaretinin Kullanımı
Düzeltme işareti Türkçe olmayan kelimelerde kullanılan bir işarettir. Bu işaret hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılır. İnceltme görevi sadece "g, k, l" ünsüzleri için; uzatma görevi de "a, i ve u" ünsüzleri için söz konusudur.
a. İnceltme görevi
"Bazı yabancı kelimelerde -Türkçede kalın ünlülerle birlikte kullanılmayan- ince ünsüzler (g, k, l) vardır. Bu ünsüzlerin ince olduğunu, yani ince okunmaları gerektiğini kendilerinden hemen sonra gelen kalın ünlülerin (a, u) üzerine düzeltme işreti koyarak anlarız. Bu ünsüzlerin ince okunmasının gereği asıllarının öyle oluşu; amacı da yanlış anlam çıkarılmasını engellemektir:
dergâh, gâvur, ordugâh, tezgâh, yadigâr, rüzgâr, yegâne
bekâr, dükkân, hikâye, kâfir, kâğıt, kâr, kâtip, mekân
mahkûm, mezkûr, sükûn, sükût,
ahlâk, evlât, felâket, hâlâ, hilâl, ilâç, ilân, ilâve, iflâs, ihtilâl, istiklâl, kelâm, lâkin, lâle, lâzım, mahlâs, selâm, sülâle, telâş, villâ, vilâyet
billûr, üslûp, velût
Batı dillerinden alınan kelimelerde de durum böyledir.
plâj, plân, plâk, klâsik, lâhana, lâik (a kısa okunur) , lâmba, Lâtin, melânkoli, reklâm...
Ses yansımalı kelimeler için de aynı kural geçerlidir.
lâklâk, lâpa lâpa, lâp lâp, lâkırdı, lâppadak...
Eğer bu kelimelerden bazılarında düzeltme işareti kullanılmazsa aynı harflerle yazılan başka kelimelerle karıştırılabilir ve yanlış anlamalara yol açılabilir ki bu kelimelerin anlamları çok farklıdır:
Hâlâ il hala
Kâr ile kar
b. Uzatma görevi
Türkçede uzun ünlü yoktur. Arapça ve farsçadan alınan ve uzun ünlü barındıran kelimelerde uzun ünlünün üstüne gerektiğinde düzeltme işareti konur.
Düzeltme işaretinin üç türlü uzatma görevi vardır:
Birincisi: Düzeltme işaretinin bu görevi uzun ünlüleri göstererek yine aynı harflerle yazılan kelimelerin birbirinden ayırt edilmelerini sağlamaktır. Eğer bu kelimelerde düzeltme işareti kullanılmazsa aynı harflerle yazılan başka kelimelerle karıştırılabilir ve yanlış anlamalara yol açılabilir ki bu kelimelerin anlamları çok farklıdır. Zaten bu kelimelerin hepsinin aynı harflerle, hem kısa hem de uzun ünlülerle yazılan şekilleri vardır:
Âdet : gelenek, alışkanlık adet : sayı
Yâr : sevgili yar : uçurum
Âlem : dünya, evren alem : bayrak
Şûra : danışma kurulu şura : şu yer
Hâlâ : şimdi hala : babanın kız kardesi
"âciz, âdem, âdet, âkit, âlâ, âlem, âli, âlim, âmâ, âmin, âşık, âyan, bâtın, dâhi, dâhil, dâr, fâni, hâdis, hâk, hâkim, hâl, hâlâ, hâsıl, hâşâ, hayâ, mâni, nâkil, nâr, nâzım, rahîm, sâdır, sâri, şâhıs, sûra, tâbi, vâkıf, vâris, vâsi, yâd, yâr"
Not: "katil" (öldürme) ve "katil" (öldüren) kelimeleri aynı şekilde yazıldıkları ve birbirine karıştırılma ihtimali olduğu hâlde, öldüren anlamındaki "katil" kelimesindeki uzun a, düzeltme işareti olmadan kullanılır. Bunun sebebi, düzeltme işareti kullanıldığında "k"nin ince (ke) telâffuz edilebileceği endişesidir. Aynı endişe gasıp, kaide, kail, kadir, kelimeleri için de geçerlidir. Bu kelimelerin hangi anlamda kullanıldığı, telâffuzdan ve cümlenin anlamından çıkarılabilir.
İkincisi: Arapça kelimeleri sıfat yapan ve yine Arapça bir ek olan nispet "i"sini belirtme hâl ekinden ve iyelik ekinden ayırt etmek için bu "i"nin üzerine konur. Bu harfin üzerinde kullanılmasının gereği aslının öyle oluşu; amacı da yanlış anlam çıkarılmasını engellemektir:
Abbasî, adlî, anî, adî, ailevî, an'anevî, askerî, bedenî, dünyevî, cevabî, edebî, ebedî, fizikî, garbî, hakikî, ırkî, ilmî, irsî, kalbî, mahallî, nebatî, örfî, ruhî, sun'î, şarkî, tarihî, ulvî, ümmî, vasatî, yabanî, zihnî...
Söyleyişte kısa olan nispet "i"lerine düzeltme işareti konmaz. Çünkü bunlardaki "i"ler çekim ekiyle karıştırılmaz.
çengi, çini, tiryaki, zenci, Kutsi, Necmi, Ruhi...
Bazı Türkçe kelimelerde de nispet "i"si bulunabilir. Bu kelimelerde ikinci heceler de uzun okunur.
altunî, bayatî, gümüşî, kurşunî...
Türkü, varsağı, Hüsnü, Lütfü, kırmızı gibi kelimelerde nispet "i"si ünlü uyumlarına uymuştur.
Nispet "i"si alan kelimelere ek getirildiğinde düzeltme işareti olduğu gibi kalır.
ciddîleşmek, resmîlik, millîlik, mahallîleşme...
Eğer bu kelimelerdeki nispet "i"lerinin üzerine düzeltme işareti konmazsa belirtme hâl ekiyle veya iyelik ekiyle karıştırılabilir:
(Türk) askeri, askeri gördüm,askerî elbise
(Türk) tarihi, tarihi bilirim, tarihî eserler
(onun) zihni zihni geliştirir zihnî meseleler
Üçüncüsü: Aynı harflerle yazılan, fakat hem farklı dillerden olan hem de işlevleri ve okunuşları farklı olan "bi"leri ayırt etmek için kullanılır. Farsça olan ve yokluk anlamı veren "bî" ön ekinde kullanılır; bu ön ekin "ile" anlamı veren Arapça "bi" ön ekinden ayırt edilmesi sağlanır:
bîçare, bîvefa, bîtaraf;
bihakkın, bizatihi, bilumum...
14. İki Şekilde Yazılabilen Kelimeler
Bazı kelimelerin söylenişinde "ğ"nin "v"ye dönüştüğü görülür. Bunları iki şekilde yazılması ve okunması doğrudur.
döğmek>dövmek; göğermek>gövermek; oğmak>ovmak; öğmek>övmek; söğmek>sövmek, öğün>övün...
Söyleyişte ğ>v değişimi görülen bu kelimeleri "v"li yazmak daha uygundur.
15. Yabancı Kelimelerde Büyük "i"nin Yazımı
Lâtin harflerini kullanan yabancı milletlerin yazı sistemlerinde büyük "i harfi noktasız yazılır. Ibsen, Indiana... Türkçe metinlerde de bu isimler bu şekilde yazılır. Ancak bu isimler sözlüklerde "i" sırasında yer alır.
16. Ses Değişikliği Görülen Bazı Kelimelerin Yazımı
"Ünlü daralması görülen Türkçe kelimeler:
söyle-yor>söylüyor,
anla-yor>anlıyor,
yaşa-yor>yaşıyor,
de-yor>diyor
de-e>diye
de-en>diyen,
de-e-lim>diyelim,
ye-en>yiyen,
ye-ince>yiyince,
ye-ecek>yiyecek,
kork-ma-yor>korkmuyor,
gel-me-yor>gelmiyor...
Birden çok heceli olan kelimelerde de sadece söyleyişte daralma vardır, atlayarak (>atlıyarak), başlayan (>başlıyan), yaşayacak (¦yaşıyacak),
atlamayalım (¦atlamıyalım), gelmeyen (¦gelmiyen), gizleyeli (¦gizliyeli)...
"Ünlü düşmesi olan kelimeler:
ağız>ağzı, burun>burnu, koyun (bağır, döş)>koynuna, alın>alnı,
oğul>oğlu, gönül>gönlüm, beniz,>benzi, ömür>ömrüm, cürüm>cürmü,
hüküm>hükmü, fikir>fikri...
ileri-le-mek>ilerlemek, koku-la-mak>koklamak,
kavuş-ak>kavşak, uyu>uyku, devir->devril-...
nerede>nerde, burada>burda, şurada>şurda...
kayıp>kaybolmak, emir>emretmek, keşif>keşfetmek, sabır>sabretmek...
gönülden gönüle, ağıza, buruna, babadan oğula örneklerindeki gibi ekte geniş ünlü varsa hece düşmesi olmayabilir.
oyunu, koyunu vb. hece düşmesi olmayan kelimelerdir.
Özel isimlerde -hâliyle- hece düşmesi olmaz:
Gönül'e, Ömür'ü...
" Ünsüz türemesi görülen kelimeler:
aff>af>affetmek, affı
hiss>his>hissetmek, hissi
zann>zan>zannetmek ,zannı
redd>ret>reddetmek, reddi
şıkk>şık>şıkkı,
zemm>zem>zemmetmek,
hall>hal>halli, halletmek...
fiat>fiyat, faide>fayda, zaif>zayıf,
repertuar>repertuvar, lâboratuar>lâboratuvar,
konservatuar>konservatuvar, tual>tuval, tualet>tuvalet...
Bu kelimelere benzeyip de ünsüz türemesi görülmeyen kelimeler:
Duayen, fail, faiz, fuar, fuaye, kuaför, lâik, puan, suare...
" Ünsüz düşmesi görülen kelimeler:

Türkçede ikiz ünsüz bulunmaz. Bu yüzden Arapçadan dilimize geçmiş olan ve sonunda ikiz ünsüz bulunduran kelimeler yalın durumunda kullanıldığında ünsüzlerden biri düşer.
hakk>hak, redd>ret, hiss>his, zann>zan, zemm>zem, hall>hal, şıkk>şık, afv>af...
Alıntı kelimelerden ft, st ünsüz çiftleriyle bitenlerin bir kısmında t sesi söyleyişte düşme eğilimi gösterse de yazıda korunur.
çift, rast, serbest...
Farsça "hane" kelimesiyle yapılan birleşik kelimelerde "ha" hecesi korunmalıdır.
Hastahane, pastahane, postahane, muayenehane, yazıhane, sarphane, dökümhane, yatakhane, yemekhane, dershane, eczahane...
Fransızca'dan dilimize girmiş olan sürpriz kelimesindeki r, yazıda da konuşmada da korunur.
" n>m değişimi görülen kelimeler:
Türkçe veya yabancı kelimelerde b'den önce gelen n sesi m'ye dönüşebilmektedir.
saklanbaç>saklambaç, dolanbaç>dolambaç, anbar>ambar, canbaz>cambaz, anber>amber, çeharşenbe>çarşamba, pencşenbe>perşembe, çenber>çember, sünbül>sümbül, penbe>pembe, tenbel>tembel, menba>memba...
İstanbul, Safranbolu, Zeytinburnu, düzenbaz, sonbahar, bin bir, binbaşı, onbaşı gibi kelimelerde söyleyişte m'ye doğru bir kayma olmasına rağmen yazda yine "n" olarak korunur.
" i>ı dönüşümü görülen bazı Arapça kelimeler. Bunlarda "k" sesi daima kalın okunur.
inkılâp, inkıyat...
" b>p değişmesine uğratılan Arapça kelimeler:
"s"den sonra gelen "b", "p"ye dönüşür.
nispet, ispat, kispet, müspet, naspetmek, tespit, tespih...
"s"den sonra gelmeyen "b"ler ise olduğu gibi kalır.
Makbul, ikbal, tatbik, teşbih...
" c>ç değişmesi görülen ve görülmeyen Arapça kelimeler:
eçhel, içtihat, içtimaî, meçhul...
mescit, tescil, teşci...
" d>t değişmesi görülen yabancı kelimeler
Farsça "-dar" soneki bulunduran kelimelerde d, t'ye dönüşür.
emektar, minnettar, silâhtar, taraftar...
Bazı Arapça kelimeler:
metfun, methal, methiye, tetkik...
Bazı Arapça kelimelerde "d" korunmuştur:
takdim, takdir (taktir farklı anlamdadır), takdis, tasdik, tekdir...
" "din" kelimesiyle kurulmuş Arapça isimler:
Seyfettin, Necmettin, Hayrettin...
" "abd" kelimesiyle kurulmuş olan ve "u"lu veya "ü"lü kullanılan Arapça isimler:
Abdullah, Abdurrahman...
Abdülkadir, Abdülkerim, Abdülaziz, Abdülhamit, Abdüsselâm...
17. Hem Ayrı Hem Bitişik Yazılabilen Ekler
Ek-fiilin çekimleri olan "iken, ile, ise" kelimeleri kendinden önceki kelimeden ayrı yazılır. Ama bunların bitişik yazılış şekilleri de vardır: -ken, -le, -se. Bitişik yazılırken araya kaynaştırma harfi de girebilir.
Ama bu eklerden sadece "-ken", hiçbir zaman ünlü uyumlarına uymaz; her kelimeden sonra "iken" ya da "-ken" olarak yazılır.
Alır iken>alırken, okulda iken>okuldayken,
gelenler ile>gelenlerle, Ali ile>Ali'yle, çanta ile>çantayla
olacak ise>olacaksa, okumalı ise>okumalıysa...
18. Ünlü Uyumlarına Aykırı Olan Eklerin Yazımı
"-yor (şimdiki zaman eki): Sadece -yor şeklinde yazılır, ünlü uyumlarına aykırıdır.
geliyor, biliyor, istiyor, gizliyor...
"-ken (zarf-fiil eki): Ünlü uyumlarına aykırıdır. Sadece -ken şeklinde yazılır.
alırken, koşarken, bakarken...
"-leyin (isimden zarf yapan ek): Ünlü uyumlarına aykırıdır.
sabahleyin, akşamleyin
"-(İ)mtırak (sıfattan sıfat yapan ek):
yeşilimtırak, mavimtırak, ekşimtırak...
"-ki (Aitlik eki, ilgi zamiri ve sıfat yapan ek): "bugünkü, dünkü, öbürkü" kelimeleri hariç -ki eki ünlü uyumlarına aykırıdır; -ki şeklinde yazılır ve okunur.
onunki, yukarıdaki, akşamki...
"-Taş (isimden isim yapan ek):
meslektaş, ülküdaş...
"-gil (aile bildirir):
halamgil, dayımgil, baklagiller...
19. Alıntı Kelimelerde Kesme İşaretinin Kullanılması Kullanılmaması
Bazı Arapça kelimeler gırtlak ünsüzü taşıdıkları, Türkçede de bu özelliği anlaşılacak şekilde telâffuz edildiği için kesme işreti barındırırlar:
"an'ane, an'anevî, bid'at, cür'et, cür'etkâr, cüz'î, iz'an, kat'î, kat'iyen, kat'iyet, kıt'a, kur'a, Kur'an, mel'un, mes'ul, mes'uliyet, mes'ut, meş'ale, sun'î, sür'at, şer'î, vak'a."
Alıntı olup da kesmesiz kullanılan bu yapıda kelimeler de vardır.
defa, defetmek, heyet, menetmek, mesele, neşe, neşet, sanat...
Aşağıdaki kelimelere iyelik ekinin getirilmesi, aslında kelimenin sonunda bulunup da dilimizde eriyen gırtlak ünsüzünü ortaya çıkarır ve kesme işaretini gerektirir. (Bu kelimelerdeki ekler iyelik ekidir.)
cem>cem'i, cüz>cüz'ü, kat>kat'ı, men>men'i, nev>nev'i, tab>tab'ı...
Sonunda gırtlak ünsüzü bulunan kelimeler iyelik ekini -ı, -i biçiminde alırlar. Bunlardan cami ve mâni kelimeleri camisi ve mânisi şeklinde de olabilir. Bunlar yalın hâlde kullanıldıklarında sonlarında tek ünlü vardır.
bayi>bayii, cami>camii veya camisi, mâni>mânii veya mânisi,
memba>membaı, mısra>mısraı, sanayi>sanayii...
Bu kelimelere yönelme hâl eki getirildiğinde araya y sesi girebilir de girmeyebilir de. Her iki kullanış da doğrudur:
bayiye, bayie; camiye; camie; membaya, membaa; mevzuya, mevzua, mısraya, mısraa...
bayiyi, bayii; camiyi; camii; membayı, membaı; mevzuyu, mevzuu, mısrayı, mısraı...
Bazı Arapça kelimelerde kısa ünlüden sonra gelen gırtlak ünsüzü dilimizde kaybedilerek ondan önceki ünlü uzun okunur.
dava, mamur, mana, memur, resen, tamim, tecil, tediye, tehir, telif, tesir...
20. Satır Sonunda Kelimelerin Bölünmesi
Satır sonunda, yer kalmadığı için yarım kalan kelimelerin bölünmüş olduğunu, yani devamının altta olduğunu göstermek için satır sonunda kısa çizgi kullanılır:
... O zaman gördü ki, küçük çocuk, memleketlisi, minimini yavru ağlıyor. Ses-
sizce, titreye titreye ağlıyor.
Birleşik kelimeler de tek kelime gibi telâffuz edilerek heceleme buna göre yapılır.
.................................................. ............................................... ba-
şöğretmen Atatürk .................................................. ................. il-
kokuldayken .................................................. .............Karaosma-
noğlu'nun......................................... .....................
Kelimeler satır sonunda ve başında bir tek harf kalacak şekilde bölünmez. Aşağıdaki gibi kullanımlar yanlıştır:
.................................................. .............................................a-
rabayla .................................................. ...............................u-
çurtmamızın .................................................. .................cami-
i .................................................. ......................................niha-
î......................................
Doğruları şöyle olacaktır:
.................................................. .......................................ara-
bayla .................................................. ............................uçurt-
mamızın .................................................. ............................ca-
mii .................................................. ...................................ni-
haî....................................
Özel isimlerde ve rakamlarda kesme işareti satır sonuna geliyorsa ve kesme işaretinden sonraki kısmın alt satıra geçmesi gerekiyorsa bu durumda kısa çizgi kullanılmaz:
.................................................. ............. Geçen yıl Ankara'
daki akrabalarımıza .................................................. ....1996'
da .................................................
Gırtlak ünsüzü için kesme kullanılan kelimelerde kesmeli heceler satır sonuna getirilmez.
.................................................. ...................................meş'-
aleyi değil .........................meş'a-
leyi olacak ......................... kur'-
dan değil .........................kur'a-
dan. olacak
"de" ve "ki" bağlacı ile "mi" soru ekinden önceki kelime satır sonunda kalıyor da bu ek ve bağlaçlar alt satıra iniyorlarsa araya (satır sonuna) kısa çizgi konmaz:
.................................................. ..................... önünde kitap
da yoktu .................................................. .............. gördüm
ki söylüyorum .................................................. ...................................... geçen yıl
mı kazanmış?
Özgün imlâsıyla yazılan yabancı kelimeler satır sonunda kendi dillerinin kurallarına göre bölünür.
21. Alıntı Kelimelerin Yazımının Dilimize Uyarlanması-Uyarlanmaması
1- Dilimize mal olmuş yabancı kelimeler Türkçede söylendiği gibi yazılır.
kulüp, kent, kamu, duvar, merdiven, çamaşır, pencere, kitap, iskele, banka, sigorta, sandalye...
Dilimize mal olan ya da olmayan bazı kelimeler söylendiği gibi yazılmamaktadır:
beysbol, blender, funya, çikolata, entelektüel, firkateyn, fosseptik, kampus, master, mönü...
2- İki ünsüzle biten bazı Arapça ve Farsça kelimelerin son iki ünsüzü arasına ünlü girer:
emr>emir, keşf>keşif, azl>azil, nakl>nakil, hükm>hüküm, bahs>bahis, fikr>fikir, nutk>nutuk, sabr>sabır, şahs>şahıs, şehr>şehir, ilm>ilim, zehr>zehir.
Bu kelimelere ünlüyle başlayan bir ek veya yardımcı fiil eklendiğinde, sonradan konan ünlü, yazılışta da okunuşta da düşer.
emir>emretmek
keşif>keşfi
azil>azli
nakil>nakledilmek
hüküm>hükmü
bahis>bahsimiz
fikir>fikrin
nutuk>nutku
sabır>sabretmek
şahıs>şahsı
şehir>şehrim
ilim>ilminiz
zehir>zehri
zikir>zikreylemek
3- İçinde iki veya daha fazla ünsüzün yan yana bulunduğu yabancı kelimeler olduğu gibi yazılır:
alafranga, apartman, biyografi, elektrik, gangster, orkestra, telgraf...
4- İki ünsüzle başlayan ve iki ünsüzle biten batı kökenli kelimeler olduğu gibi yazılır; ünsüzler arasına ünlü konmaz:
gram, gramer, grup, kral, kredi, kritik, plân, pratik, problem, program, proje, prova, psikoloji, slogan, spor, stil, stüdyo, trafik, tren...
film, aks, form, lüks, modern, natürmort, risk, slayt, teyp...
5- Bazı yabancı kelimelerde kelime başında veya iki ünsüz arasında ünlü türemiştir. Bunlar da bu yeni şekilleriyle kullanılırlar:
iskarpin, iskele, istasyon, iskelet, istatistik, kulüp...
6- Ön ek, son ek veya edat bulunduran yabancı kelimelerle iki kelimeden oluşan yabancı kelimeler:
alelhusus, alelâcele, bîçare, bilâistisna, bilvesile, bîvefa, ilelebet, lâdinî, lâkayt, naçar, namağlûp, namevsut, namüsait, namütenahi,
Panislâmizm, Panturanizm, Pantürkizm,
reorganizasyon, sürrealizm, realizm, romantizm...
otobiyografi, telekart, telekonferans, bankamatik...
7- Batı kökenli kelimelerin içindeki ve sonundaki "g" sesi korunur:
lig, org, morg, biyografi, dogma, magma, monografi, paragraf, program, arkeolog, demagog, diyalog, jeolog, katalog, monolog, psikolog, Türkolog, ürolog...
Ancak "coğrafya, fotoğraf, topoğraf" kelimelerinde "g"ler "ğ"ye dönmüştür.
8- Ödünçlemeler (dilimize mal olmamış kelimeler) özgün imlâları ile yazılır:
by-pass, center, centrum, check-up, fuel-oil, pipeline, pizza, spaghetti...
9- Bilim, sanat ve uzmanlık dallarında kullanılan terimler de özgün imlâları ile yazılır.
andante (müzik), cuprum (kimya), deseptyl (eczacılık), quercus, terminus technicus (teknik terim).
10- Yabancı dillerden alıntı yapılan deyim ve sözler özgün imlâları ile yazılır.
Veni, vidi, vici (Geldim, gördüm, yendim.); conditio sine qua non (Olmazsa olmaz.); eppur si muove (Dünya her şeye rağmen dönüyor.); to be or not to be (olmak veya olmamak); l'art pour l'art (Sanat sanat içindir.); l'Etat c'est moi (Devlet benim.); traduttore traditore (Çevirmen haindir.); persona non grata (istenmeyen kişi).
Mesele falan değildi öyle,
To be or not to be kendisi için;
Bir akşam uyudu;
Uyanmayıverdi. (Orhan Veli Kanık)
22. Yabancı Özel Adların Yazımı
a. Arapça ve Farsça özel adların yazımı
1- Türkler tarafından kullanılan kişi adları Türkçedeki söylenişine göre yazılır:
Ahmet, Bedrettin, Fuat, Mehmet, Necmettin, Ömer, Rıza, Saadettin
Aynı isimlerin Araplar ve Farslar tarafından kullanıldığı belirtilecekse yumuşak ünsüzler korunur. Bu imlâ, bilimsel çalışmalarda da kullanılabilir:
Ahmed, Bedreddin, Fuad, Muhammed, Necmeddin, Saadeddin,
2- Arapça ve Farsça yer adları Türkçe söyleyişe göre yazılır:
Cezayir, Fas, Filistin, Mısır, Suudi Arabistan, Bağdat, Cidde, Halep, İsfahan, İskenderiye, Medine, Mekke, Şam, Şiraz
b. Lâtin alfabesini kullanan milletlere ait özel isimlerin yazılışı
Yabancı özel adlardan türemiş akım adlarıyla dilimizde eskiden beri Türkçe biçimiyle kullanılan kişi ve yer adları Türkçe söyleyişe göre yazılır. Bunların dışındaki yabancı özel adlar özgün imlâlarıyla yazılır. Bu kelimelerdeki özel karakterler ve işaretler de mümkün olduğunca (baskı sırasında bulunabiliyorsa) korunur:
Napolyon, Şarlken, Atina, Brüksel, Cenevre, Londra, Marsilya, Münih, Paris, Roma, Selânik, Venedik, Viyana, Hollânda...
Alain, Beethoven, Byron, Shakespeare, Nice, New York, Rio de Janerio, Molière...
Marksist, Dekartçılık, Kartezyenizm...
realist, realizm, romantizm, dadaizm, fütürizm vb.
c. Yunanca adların yazımı
Yunanca isimler, Yunan harflerinin Lâtin alfabesindeki karşılıkları kullanılarak yazılır:
Homeros, Herodotos, Sokrates, Aristoteles, Platon, Papandreu...
Bazıları dilimiz söyleyişine uyarlanarak kullanılmaktadır:
Herodot, Sokrat, Aristo, Eflâtun, Pisagor, Öklid
d. Rusça adların yazımı
Rusça isimler, Rus harflerinin Lâtin alfabesindeki karşılıkları kullanılarak yazılır:
Çaykovski, Gogol, Puşkin, Tolstoy, Petersburg
Ancak "Moskva" kelimesi dilimizde "Moskova" olarak kullanılmaktadır.
Rusçadan alınan bazı kelimelerin yazımı:
Enisei>Yenisey
Dostoevskiy>Dostoyevski
Çexov>Çehov
e. Çince ve Japonca adların yazılışı
Çince ve Japonca adlar, Türkçede yerleşmiş biçimlerine göre yazılır. Kişi isimlerinde tire kullanılır:
Pekin, Şanghay, Tokyo, Hiroşima, Osaka, Sun Yat-sen, Lin Yu-tang...
23. Diğer Türklere Ait İsimlerin Yazımı
Türk devlet ve topluluklarına ait isimler, ünlüler bakımından Türkiye Türkçesine, ünsüzler bakımından ilgili Türk toplumundaki kullanıma göre yazılır:
Azerbaycan, Özbekistan, Taşkent, Semerkant, Bakû, İslâm Kerimov, Nebi Hazri...
Saparmurad Niyazov, Gasım Gasımzade...
Öteden beri tanınan şahısların isimleri Türkçedeki yaygın imlâları ile yazılır:
Cengiz Aytmatov...
Lâtin alfabesinde bulunmayan harfler kullanılmaz:
Baxtiyar>Bahtiyar, Baykoñur>Baykonur...